‘Roma’yı da ben yaktım’

13 Nisan 2009 | Yorum Yok | Güncel
‘Roma’yı da ben yaktım’

Ergenekon davasının ortaya çıkmasındaki baş aktörlerden Tuncay Güney, davaya esas olan tüm ifadelerinin işkence altında alındığını öne sürdü. Önceki gün Birand’a konuşan Güney, “Copla taciz ettiler, 9 gün ağır işkence gördüm. Sonunda dayanamayıp her şeyi kabul ettim” dedi.

Kanada’dan önceki akşam Kanal D’de yayınlanan “32. Gün” programına katılan Tuncay Güney, geçmişte işkence gördüğünü tüm basın yayın kurumlarında söylediğini ancak buna hiç kimseyi inandıramadığını söyledi. “Adım yalancıya çıkmıştı. Yalanın başı şeytandır diye hiçbir konuşmamda yalan söylemedim. Ama MİT tespit etmiş, işkence kayıtlarımı çıkarmış. MİT’e vefa borcum var” diyen Güney şunları söyledi:

AĞIR İŞKENCE GÖRDÜM: 9 gün çok ağır ve onur kırıcı işkenceye maruz kaldım. Bunları ses kasetinin 2 dakikası yayınlandıktan sonra daha iyi hatırladım. Ülkemle bütün değerlerimi, bağlarımı koparıp ABD’ye gelmeye karar verdim. Gördüğüm işkenceyi çok ayrıntılarıyla anlatmak 70 milyonu rahatsız edecek. Ben 8 yılda yaralarımı sarmaya çalıştım. Yakınlarımın yaşadıklarımı bilmesini istemedim.

GÖZLERİM BAĞLIYDI: Kurban Bayramı arifesinden bir gün önce alındım. 9 günlük bayram tatilini Emniyette geçirdim. Otoparktan “başını eğ” diyerek binaya soktular. Uzunca bir salon var Organize’de. Kemerlerinizi, ayakkabı bağlarını, saatlerinizi çıkartın dediler. Siyah bir bezle gözlerimi bağladılar. Sağa dön sola dön, başını eğ diyerek koridor geziyormuş gibi yaptılar. Ama aynı yerde dolandığımızı anladım.

PASPAS YAPTIRDILAR: Ben önce kaba dayağa maruz kaldım. Organize’nin arkasındaki odada işkence gördüm. Bana tuvaleti ve arayı paspas yaptırdılar. Adil beyin (Adil Serdar Saçan) dışında 4 kişi vardı. Saçan, Veli Küçük’ün kendisi hakkında ne düşündüklerini sordu. Sonra bana bağırmaya başladı ve küfür ederek “açın gözlerini” dedi. “Beni tanıyor musun?” dedi. Ben tanımıyordum. Arkamda duran Ahmet İhtiyaroğlu’ydu. Güneydoğu şivesiyle konuşan oydu. Bir Emniyet Müdürü sokak ağzıyla konuşuyor. Onu tanımadığım için de dayak yedim.

SAÇAN’I TANIMIYORUM DİYE DÖVDÜLER: “Adil Serdar Saçan’ı tanıyor musun, nasıl biridir” diye sordular. Tanımıyorum dedim diz kapaklarıma vurdular, yere düştüm. İhtiyaroğluydu küfür ederek elindeki copu karnıma doğru vuruyordu. Yani tanımamak da Adil Serdar Saçan’ı bir suç. Sonra “Beni Hasan Özdemir’e neden şikayet ediyor Veli Küçük” dedi. Ben “Her şeyini bilemem” dedim.

‘BİRAZDAN ZEVK ALIRSIN’ DEDİLER: Cinsel organlarımı sıktılar. Arkadan da Ahmet bey copla taciz ediyordu. “Birazdan zevk almaya başlarsın” diyerek. En son “Roma’yı da ben yaktım, ne getirirseniz imzalayacağım” dedim. Bu işkence yayınlanan video kasetlerinden önceydi. Akşam bana yatak getirdiler. Tuvalete götürdüler. Yatakta yatırdılar, iki kişi poşetten çıkardıkları bir aleti cinsel organıma taktılar. O zaman ben ağlamaya başladım ve “ne istiyorsanız konuşacağım” dedim. Ondan sonra o video kasetler çekildi.

DOKTORA SÖYLEDİM DAHA AĞIR İŞKENCE YAPTILAR: Hastanede erkek doktorlara bir şey söyleyemedim ama sonra bir kadın doktora “Bana işkence yapıyorlar” dedim. Adı Hatice’ydi. Hatice Hanım polisi çağırdı sonra beni götürüp daha gazla işkence yaptılar. Ben kimi suçlayayım, İçişleri Bakanını mı, emniyeti mi, doktoru mu suçlayayım…

OĞUZTAN’A DA İŞKENCE YAPILDI: Benim dışında Ümit Oğuztan’a işkence yapıldı, ben onun seslerini duydum. Ben paspas yapıyordum. Tuvalete yakın hücrede ben vardım, kim önümden geçerse görüyordum. Ümit bey, “İdrarımı kanlı yapıyorum, ne istiyorlarsa yap, sen dayanamazsın” dedi.

İŞKENCE EKİBİ: Video kasetinde kapı arkamda, önümde Ahmet İhtiyaroğlu vardır, Adil bey kendi masasında oturuyor. Onların karşısında üç kişi oturuyordu. Bir genç vardı, en mantıklısı oydu. İhtiyaroğlu’nu tersleyen de oydu. İfadelerimizi yazan ince uzun boylu genç birisi vardı. Allah razı olsun MİT’ten, eğer kasetlerde montaj varsa MİT’in sorumluluğundadır bu da.

ÖZKÖK VE COŞKUN’U İŞKENCEYLE SÖYLEDİM: (Güney, Birand’ın “Tuncay bey dikkat ediyorum bir takım isimler söyleniyor. Ertuğrul Özkök mü deniyor evet diyorsunuz? Bekir Coşkun mu evet, Enis Berberoğlu mu evet. Bir nevi andıç. Bütün bunlar orada mı oldu yani zorla mı sizin ağzınıza sokmaya çalıştı bunu?” sorusuna şu cevabı verdi…) Evet işkence ile birçok şey söylettiler. Ben zaten bitmiştim ruhi olarak. Kimi söylüyor ben bilmiyorum ben her şeye evet olabilir öyledir diyordum. Artık dayanamadım. Ama video kasetinden önce bana dediler ki üstünü düzelteceksin zaten gömleğimi falan verdiler. Dikkat edin benim gömleğim kirli değildir video kasetlerinde. Pantolonumun ütüsü gayet güzel duruyor o kadar işkenceden sonra.

ACIDAN KUSTUM: Adil bey sandalyede oturuyordu. Onun yanında ifadelerimizi yazan ince uzun boylu belki 38-40 yaşlarında genç birisi onun yanında sol tarafa doğru oturuyordu ve ben ayaktaydım. Solumda yine bir başka kişi ayaktaydı o cinsel organıma taciz eden hemen arkamda copla Ahmet İhtiyaroğlu’ydu. Kendisi copla vuruyor bana öbürü sırtıma ilk önce diz kapaklarıma vurdu zaten diğer kişi. Ben yere düştüm. Yani Adil bey o kasette vardı. Sonra mideme copla vurdu, kustum.

Yazıcıoğlu hakkını helal etti

Muhsin bey için Maraş katliamına, Sivas olaylarına, 7 TİP’linin öldürülmesine katıldığını bana Veli Küçük ‘ün söylettirdiğini bilgisayar odasında dikte ettirdiler. Bana “Seni sıyıracağız bu işten” dediler, “Söylemezsen senin ayağını yerden keseriz” dediler. Muhsin Yazıcıoğlu beni aradı, “Benim için bunları söylemişsin” dedi. Ben ona “Sen işkence görmüş birisin, beni anlarsın” dedim. “Hakkını helal et” dedim. O da helal etti.

‘GÖRÜNTÜLERİMİN ÇEKİLDİĞİNDEN HABERDARDIM’

Tuncay Güney, işkenceyle alındığını öne sürdüğü ifadesi sırasında görüntülerinin çekildiğinden haberdar olduğunu söyledi: “Adil Bey ‘Saçlarını düzelt’ dedi bana. Saçlarımı ıslattım, düzelttim. Yüzümü yıkadım. Adil Bey’in masasının üzerinde sigarası vardı, kendisi masasında oturuyordu.”

‘Anneme sarılıp ağladım’

Eve gittiğimde anneme sarılıp ağladım. O ağlamadı, “şŞcıkmaz” dedi. “Bir polis hata yapmış olabilir, yurtdışına kaçma, vatan haini olma” dedi. Hukukçular kalkıp, “Kameralara çok rahat konuşuyor” dediler. İkinci kez yıkıldım.

İŞKENCECİLERLE KONUŞMAK İSTERİM: İşkencecilerle oturup konuşmak isterim. Evlerine gittiklerinde ne hissettiklerini, çocuklarına neler söylediklerini çok merak ediyorum. Bunu anlamak istiyorum, onlarla yüzleşmek istiyorum. Bir gün elimde bir demet gülle gidip kapılarını çalacağım. Bana işkence yapanların ne hissettiğini öğreneceğim.

ŞİKAYETTE BULUNMADIM: İşkenceyle ilgili savcılığa başvurmadım. Şikayette bulunmadım. Annemle yaşıyordum. O, “kimi kime şikayet edeceksin oğlum” dedi. “Biz bu ülkede çok şey gördük” dedi. Ben korkmasam bu kadar gücü karşıma alır mıyım. O kasetlerdeki ifadelerde geçenler Türkiye’nin en güçlü insanları.

Yorum yap

‘Roma’yı da ben yaktım’

12 Nisan 2009 | Yorum Yok | Güncel
‘Roma’yı da ben yaktım’

Ergenekon davasının ortaya çıkmasındaki baş aktörlerden Tuncay Güney, davaya esas olan tüm ifadelerinin işkence altında alındığını öne sürdü. Önceki gün Birand’a konuşan Güney, “Copla taciz ettiler, 9 gün ağır işkence gördüm. Sonunda dayanamayıp her şeyi kabul ettim” dedi.

Kanada’dan önceki akşam Kanal D’de yayınlanan “32. Gün” programına katılan Tuncay Güney, geçmişte işkence gördüğünü tüm basın yayın kurumlarında söylediğini ancak buna hiç kimseyi inandıramadığını söyledi. “Adım yalancıya çıkmıştı. Yalanın başı şeytandır diye hiçbir konuşmamda yalan söylemedim. Ama MİT tespit etmiş, işkence kayıtlarımı çıkarmış. MİT’e vefa borcum var” diyen Güney şunları söyledi:

AĞIR İŞKENCE GÖRDÜM: 9 gün çok ağır ve onur kırıcı işkenceye maruz kaldım. Bunları ses kasetinin 2 dakikası yayınlandıktan sonra daha iyi hatırladım. Ülkemle bütün değerlerimi, bağlarımı koparıp ABD’ye gelmeye karar verdim. Gördüğüm işkenceyi çok ayrıntılarıyla anlatmak 70 milyonu rahatsız edecek. Ben 8 yılda yaralarımı sarmaya çalıştım. Yakınlarımın yaşadıklarımı bilmesini istemedim.

GÖZLERİM BAĞLIYDI: Kurban Bayramı arifesinden bir gün önce alındım. 9 günlük bayram tatilini Emniyette geçirdim. Otoparktan “başını eğ” diyerek binaya soktular. Uzunca bir salon var Organize’de. Kemerlerinizi, ayakkabı bağlarını, saatlerinizi çıkartın dediler. Siyah bir bezle gözlerimi bağladılar. Sağa dön sola dön, başını eğ diyerek koridor geziyormuş gibi yaptılar. Ama aynı yerde dolandığımızı anladım.

PASPAS YAPTIRDILAR: Ben önce kaba dayağa maruz kaldım. Organize’nin arkasındaki odada işkence gördüm. Bana tuvaleti ve arayı paspas yaptırdılar. Adil beyin (Adil Serdar Saçan) dışında 4 kişi vardı. Saçan, Veli Küçük’ün kendisi hakkında ne düşündüklerini sordu. Sonra bana bağırmaya başladı ve küfür ederek “açın gözlerini” dedi. “Beni tanıyor musun?” dedi. Ben tanımıyordum. Arkamda duran Ahmet İhtiyaroğlu’ydu. Güneydoğu şivesiyle konuşan oydu. Bir Emniyet Müdürü sokak ağzıyla konuşuyor. Onu tanımadığım için de dayak yedim.

SAÇAN’I TANIMIYORUM DİYE DÖVDÜLER: “Adil Serdar Saçan’ı tanıyor musun, nasıl biridir” diye sordular. Tanımıyorum dedim diz kapaklarıma vurdular, yere düştüm. İhtiyaroğluydu küfür ederek elindeki copu karnıma doğru vuruyordu. Yani tanımamak da Adil Serdar Saçan’ı bir suç. Sonra “Beni Hasan Özdemir’e neden şikayet ediyor Veli Küçük” dedi. Ben “Her şeyini bilemem” dedim.

‘BİRAZDAN ZEVK ALIRSIN’ DEDİLER: Cinsel organlarımı sıktılar. Arkadan da Ahmet bey copla taciz ediyordu. “Birazdan zevk almaya başlarsın” diyerek. En son “Roma’yı da ben yaktım, ne getirirseniz imzalayacağım” dedim. Bu işkence yayınlanan video kasetlerinden önceydi. Akşam bana yatak getirdiler. Tuvalete götürdüler. Yatakta yatırdılar, iki kişi poşetten çıkardıkları bir aleti cinsel organıma taktılar. O zaman ben ağlamaya başladım ve “ne istiyorsanız konuşacağım” dedim. Ondan sonra o video kasetler çekildi.

DOKTORA SÖYLEDİM DAHA AĞIR İŞKENCE YAPTILAR: Hastanede erkek doktorlara bir şey söyleyemedim ama sonra bir kadın doktora “Bana işkence yapıyorlar” dedim. Adı Hatice’ydi. Hatice Hanım polisi çağırdı sonra beni götürüp daha gazla işkence yaptılar. Ben kimi suçlayayım, İçişleri Bakanını mı, emniyeti mi, doktoru mu suçlayayım…

OĞUZTAN’A DA İŞKENCE YAPILDI: Benim dışında Ümit Oğuztan’a işkence yapıldı, ben onun seslerini duydum. Ben paspas yapıyordum. Tuvalete yakın hücrede ben vardım, kim önümden geçerse görüyordum. Ümit bey, “İdrarımı kanlı yapıyorum, ne istiyorlarsa yap, sen dayanamazsın” dedi.

İŞKENCE EKİBİ: Video kasetinde kapı arkamda, önümde Ahmet İhtiyaroğlu vardır, Adil bey kendi masasında oturuyor. Onların karşısında üç kişi oturuyordu. Bir genç vardı, en mantıklısı oydu. İhtiyaroğlu’nu tersleyen de oydu. İfadelerimizi yazan ince uzun boylu genç birisi vardı. Allah razı olsun MİT’ten, eğer kasetlerde montaj varsa MİT’in sorumluluğundadır bu da.

ÖZKÖK VE COŞKUN’U İŞKENCEYLE SÖYLEDİM: (Güney, Birand’ın “Tuncay bey dikkat ediyorum bir takım isimler söyleniyor. Ertuğrul Özkök mü deniyor evet diyorsunuz? Bekir Coşkun mu evet, Enis Berberoğlu mu evet. Bir nevi andıç. Bütün bunlar orada mı oldu yani zorla mı sizin ağzınıza sokmaya çalıştı bunu?” sorusuna şu cevabı verdi…) Evet işkence ile birçok şey söylettiler. Ben zaten bitmiştim ruhi olarak. Kimi söylüyor ben bilmiyorum ben her şeye evet olabilir öyledir diyordum. Artık dayanamadım. Ama video kasetinden önce bana dediler ki üstünü düzelteceksin zaten gömleğimi falan verdiler. Dikkat edin benim gömleğim kirli değildir video kasetlerinde. Pantolonumun ütüsü gayet güzel duruyor o kadar işkenceden sonra.

ACIDAN KUSTUM: Adil bey sandalyede oturuyordu. Onun yanında ifadelerimizi yazan ince uzun boylu belki 38-40 yaşlarında genç birisi onun yanında sol tarafa doğru oturuyordu ve ben ayaktaydım. Solumda yine bir başka kişi ayaktaydı o cinsel organıma taciz eden hemen arkamda copla Ahmet İhtiyaroğlu’ydu. Kendisi copla vuruyor bana öbürü sırtıma ilk önce diz kapaklarıma vurdu zaten diğer kişi. Ben yere düştüm. Yani Adil bey o kasette vardı. Sonra mideme copla vurdu, kustum.

Yazıcıoğlu hakkını helal etti

Muhsin bey için Maraş katliamına, Sivas olaylarına, 7 TİP’linin öldürülmesine katıldığını bana Veli Küçük ‘ün söylettirdiğini bilgisayar odasında dikte ettirdiler. Bana “Seni sıyıracağız bu işten” dediler, “Söylemezsen senin ayağını yerden keseriz” dediler. Muhsin Yazıcıoğlu beni aradı, “Benim için bunları söylemişsin” dedi. Ben ona “Sen işkence görmüş birisin, beni anlarsın” dedim. “Hakkını helal et” dedim. O da helal etti.

‘GÖRÜNTÜLERİMİN ÇEKİLDİĞİNDEN HABERDARDIM’

Tuncay Güney, işkenceyle alındığını öne sürdüğü ifadesi sırasında görüntülerinin çekildiğinden haberdar olduğunu söyledi: “Adil Bey ‘Saçlarını düzelt’ dedi bana. Saçlarımı ıslattım, düzelttim. Yüzümü yıkadım. Adil Bey’in masasının üzerinde sigarası vardı, kendisi masasında oturuyordu.”

‘Anneme sarılıp ağladım’

Eve gittiğimde anneme sarılıp ağladım. O ağlamadı, “şŞcıkmaz” dedi. “Bir polis hata yapmış olabilir, yurtdışına kaçma, vatan haini olma” dedi. Hukukçular kalkıp, “Kameralara çok rahat konuşuyor” dediler. İkinci kez yıkıldım.

İŞKENCECİLERLE KONUŞMAK İSTERİM: İşkencecilerle oturup konuşmak isterim. Evlerine gittiklerinde ne hissettiklerini, çocuklarına neler söylediklerini çok merak ediyorum. Bunu anlamak istiyorum, onlarla yüzleşmek istiyorum. Bir gün elimde bir demet gülle gidip kapılarını çalacağım. Bana işkence yapanların ne hissettiğini öğreneceğim.

ŞİKAYETTE BULUNMADIM: İşkenceyle ilgili savcılığa başvurmadım. Şikayette bulunmadım. Annemle yaşıyordum. O, “kimi kime şikayet edeceksin oğlum” dedi. “Biz bu ülkede çok şey gördük” dedi. Ben korkmasam bu kadar gücü karşıma alır mıyım. O kasetlerdeki ifadelerde geçenler Türkiye’nin en güçlü insanları.

Yorum yap

‘Roma’yı da ben yaktım’

11 Nisan 2009 | Yorum Yok | Güncel
‘Roma’yı da ben yaktım’

Ergenekon davasının ortaya çıkmasındaki baş aktörlerden Tuncay Güney, davaya esas olan tüm ifadelerinin işkence altında alındığını öne sürdü. Önceki gün Birand’a konuşan Güney, “Copla taciz ettiler, 9 gün ağır işkence gördüm. Sonunda dayanamayıp her şeyi kabul ettim” dedi.

Kanada’dan önceki akşam Kanal D’de yayınlanan “32. Gün” programına katılan Tuncay Güney, geçmişte işkence gördüğünü tüm basın yayın kurumlarında söylediğini ancak buna hiç kimseyi inandıramadığını söyledi. “Adım yalancıya çıkmıştı. Yalanın başı şeytandır diye hiçbir konuşmamda yalan söylemedim. Ama MİT tespit etmiş, işkence kayıtlarımı çıkarmış. MİT’e vefa borcum var” diyen Güney şunları söyledi:

AĞIR İŞKENCE GÖRDÜM: 9 gün çok ağır ve onur kırıcı işkenceye maruz kaldım. Bunları ses kasetinin 2 dakikası yayınlandıktan sonra daha iyi hatırladım. Ülkemle bütün değerlerimi, bağlarımı koparıp ABD’ye gelmeye karar verdim. Gördüğüm işkenceyi çok ayrıntılarıyla anlatmak 70 milyonu rahatsız edecek. Ben 8 yılda yaralarımı sarmaya çalıştım. Yakınlarımın yaşadıklarımı bilmesini istemedim.

GÖZLERİM BAĞLIYDI: Kurban Bayramı arifesinden bir gün önce alındım. 9 günlük bayram tatilini Emniyette geçirdim. Otoparktan “başını eğ” diyerek binaya soktular. Uzunca bir salon var Organize’de. Kemerlerinizi, ayakkabı bağlarını, saatlerinizi çıkartın dediler. Siyah bir bezle gözlerimi bağladılar. Sağa dön sola dön, başını eğ diyerek koridor geziyormuş gibi yaptılar. Ama aynı yerde dolandığımızı anladım.

PASPAS YAPTIRDILAR: Ben önce kaba dayağa maruz kaldım. Organize’nin arkasındaki odada işkence gördüm. Bana tuvaleti ve arayı paspas yaptırdılar. Adil beyin (Adil Serdar Saçan) dışında 4 kişi vardı. Saçan, Veli Küçük’ün kendisi hakkında ne düşündüklerini sordu. Sonra bana bağırmaya başladı ve küfür ederek “açın gözlerini” dedi. “Beni tanıyor musun?” dedi. Ben tanımıyordum. Arkamda duran Ahmet İhtiyaroğlu’ydu. Güneydoğu şivesiyle konuşan oydu. Bir Emniyet Müdürü sokak ağzıyla konuşuyor. Onu tanımadığım için de dayak yedim.

SAÇAN’I TANIMIYORUM DİYE DÖVDÜLER: “Adil Serdar Saçan’ı tanıyor musun, nasıl biridir” diye sordular. Tanımıyorum dedim diz kapaklarıma vurdular, yere düştüm. İhtiyaroğluydu küfür ederek elindeki copu karnıma doğru vuruyordu. Yani tanımamak da Adil Serdar Saçan’ı bir suç. Sonra “Beni Hasan Özdemir’e neden şikayet ediyor Veli Küçük” dedi. Ben “Her şeyini bilemem” dedim.

‘BİRAZDAN ZEVK ALIRSIN’ DEDİLER: Cinsel organlarımı sıktılar. Arkadan da Ahmet bey copla taciz ediyordu. “Birazdan zevk almaya başlarsın” diyerek. En son “Roma’yı da ben yaktım, ne getirirseniz imzalayacağım” dedim. Bu işkence yayınlanan video kasetlerinden önceydi. Akşam bana yatak getirdiler. Tuvalete götürdüler. Yatakta yatırdılar, iki kişi poşetten çıkardıkları bir aleti cinsel organıma taktılar. O zaman ben ağlamaya başladım ve “ne istiyorsanız konuşacağım” dedim. Ondan sonra o video kasetler çekildi.

DOKTORA SÖYLEDİM DAHA AĞIR İŞKENCE YAPTILAR: Hastanede erkek doktorlara bir şey söyleyemedim ama sonra bir kadın doktora “Bana işkence yapıyorlar” dedim. Adı Hatice’ydi. Hatice Hanım polisi çağırdı sonra beni götürüp daha gazla işkence yaptılar. Ben kimi suçlayayım, İçişleri Bakanını mı, emniyeti mi, doktoru mu suçlayayım…

OĞUZTAN’A DA İŞKENCE YAPILDI: Benim dışında Ümit Oğuztan’a işkence yapıldı, ben onun seslerini duydum. Ben paspas yapıyordum. Tuvalete yakın hücrede ben vardım, kim önümden geçerse görüyordum. Ümit bey, “İdrarımı kanlı yapıyorum, ne istiyorlarsa yap, sen dayanamazsın” dedi.

İŞKENCE EKİBİ: Video kasetinde kapı arkamda, önümde Ahmet İhtiyaroğlu vardır, Adil bey kendi masasında oturuyor. Onların karşısında üç kişi oturuyordu. Bir genç vardı, en mantıklısı oydu. İhtiyaroğlu’nu tersleyen de oydu. İfadelerimizi yazan ince uzun boylu genç birisi vardı. Allah razı olsun MİT’ten, eğer kasetlerde montaj varsa MİT’in sorumluluğundadır bu da.

ÖZKÖK VE COŞKUN’U İŞKENCEYLE SÖYLEDİM: (Güney, Birand’ın “Tuncay bey dikkat ediyorum bir takım isimler söyleniyor. Ertuğrul Özkök mü deniyor evet diyorsunuz? Bekir Coşkun mu evet, Enis Berberoğlu mu evet. Bir nevi andıç. Bütün bunlar orada mı oldu yani zorla mı sizin ağzınıza sokmaya çalıştı bunu?” sorusuna şu cevabı verdi…) Evet işkence ile birçok şey söylettiler. Ben zaten bitmiştim ruhi olarak. Kimi söylüyor ben bilmiyorum ben her şeye evet olabilir öyledir diyordum. Artık dayanamadım. Ama video kasetinden önce bana dediler ki üstünü düzelteceksin zaten gömleğimi falan verdiler. Dikkat edin benim gömleğim kirli değildir video kasetlerinde. Pantolonumun ütüsü gayet güzel duruyor o kadar işkenceden sonra.

ACIDAN KUSTUM: Adil bey sandalyede oturuyordu. Onun yanında ifadelerimizi yazan ince uzun boylu belki 38-40 yaşlarında genç birisi onun yanında sol tarafa doğru oturuyordu ve ben ayaktaydım. Solumda yine bir başka kişi ayaktaydı o cinsel organıma taciz eden hemen arkamda copla Ahmet İhtiyaroğlu’ydu. Kendisi copla vuruyor bana öbürü sırtıma ilk önce diz kapaklarıma vurdu zaten diğer kişi. Ben yere düştüm. Yani Adil bey o kasette vardı. Sonra mideme copla vurdu, kustum.

Yazıcıoğlu hakkını helal etti

Muhsin bey için Maraş katliamına, Sivas olaylarına, 7 TİP’linin öldürülmesine katıldığını bana Veli Küçük ‘ün söylettirdiğini bilgisayar odasında dikte ettirdiler. Bana “Seni sıyıracağız bu işten” dediler, “Söylemezsen senin ayağını yerden keseriz” dediler. Muhsin Yazıcıoğlu beni aradı, “Benim için bunları söylemişsin” dedi. Ben ona “Sen işkence görmüş birisin, beni anlarsın” dedim. “Hakkını helal et” dedim. O da helal etti.

‘GÖRÜNTÜLERİMİN ÇEKİLDİĞİNDEN HABERDARDIM’

Tuncay Güney, işkenceyle alındığını öne sürdüğü ifadesi sırasında görüntülerinin çekildiğinden haberdar olduğunu söyledi: “Adil Bey ‘Saçlarını düzelt’ dedi bana. Saçlarımı ıslattım, düzelttim. Yüzümü yıkadım. Adil Bey’in masasının üzerinde sigarası vardı, kendisi masasında oturuyordu.”

‘Anneme sarılıp ağladım’

Eve gittiğimde anneme sarılıp ağladım. O ağlamadı, “şŞcıkmaz” dedi. “Bir polis hata yapmış olabilir, yurtdışına kaçma, vatan haini olma” dedi. Hukukçular kalkıp, “Kameralara çok rahat konuşuyor” dediler. İkinci kez yıkıldım.

İŞKENCECİLERLE KONUŞMAK İSTERİM: İşkencecilerle oturup konuşmak isterim. Evlerine gittiklerinde ne hissettiklerini, çocuklarına neler söylediklerini çok merak ediyorum. Bunu anlamak istiyorum, onlarla yüzleşmek istiyorum. Bir gün elimde bir demet gülle gidip kapılarını çalacağım. Bana işkence yapanların ne hissettiğini öğreneceğim.

ŞİKAYETTE BULUNMADIM: İşkenceyle ilgili savcılığa başvurmadım. Şikayette bulunmadım. Annemle yaşıyordum. O, “kimi kime şikayet edeceksin oğlum” dedi. “Biz bu ülkede çok şey gördük” dedi. Ben korkmasam bu kadar gücü karşıma alır mıyım. O kasetlerdeki ifadelerde geçenler Türkiye’nin en güçlü insanları.

Yorum yap