<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haberler &#187; Politika</title>
	<atom:link href="http://www.haberler.bbs.tr/politika/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haberler.bbs.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 16:36:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu: Koşulsuz eleştirilmesi lazım</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/kilicdaroglu-kosulsuz-elestirilmesi-lazim.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/kilicdaroglu-kosulsuz-elestirilmesi-lazim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2011 17:11:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/kilicdaroglu-kosulsuz-elestirilmesi-lazim.html</guid>
		<description><![CDATA[Kılıçdaroğlu, parti Genel Merkezi&#8217;nde düzenlediği basın toplantısında Ankara&#8217;daki patlamayla ilgili açıklamalarda bulundu. Ankara&#8217;da bugün vahim bir olayın meydana geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin&#8217;in yaptığı açıklamaya göre de 3 ölü, 5&#8242;i ağır 15 yaralı olduğunu söyledi. İçişleri Bakanı&#8217;nın patlamanınterörsaldırısı olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylediğini de ifade eden Kılıçdaroğlu, &#8220;Terörü her yerde her zaman, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" src="http://www.haberler.bbs.tr/wp-content/uploads/189818_kemal-kilicdaroglu.jpg" alt="" width="300" height="300" /><br />                Kılıçdaroğlu, parti Genel Merkezi&#8217;nde düzenlediği basın toplantısında Ankara&#8217;daki patlamayla ilgili açıklamalarda bulundu.<br/><br/>        Ankara&#8217;da bugün vahim bir olayın meydana geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin&#8217;in yaptığı açıklamaya göre de 3 ölü, 5&#8242;i ağır 15 yaralı olduğunu söyledi.<br/><br/>        İçişleri Bakanı&#8217;nın patlamanınterörsaldırısı olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylediğini de ifade eden Kılıçdaroğlu, &#8220;Terörü her yerde her zaman, her siyasal, her inançtan kişinin, koşulsuz eleştirmesi lazım. Sonuçta yaşamını yitiren insanlar masum insanlar, onlar günlük meşgaleleriyle uğraşan insanlar. Terörün kurbanı oldular. Ölenlere Allah&#8217;tan rahmet diliyoruz. Tedavi olanlara acil şifalar diliyoruz, umarız sağlıklarına bir an önce kavuşur işlerinin başına dönerler&#8221; dedi.</p>
<p></p>
<p>            CİHAN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/kilicdaroglu-kosulsuz-elestirilmesi-lazim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuncay Özkan&#8217;dan Kılıçdaroğlu&#8217;na sitem</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/tuncay-ozkandan-kilicdarogluna-sitem.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/tuncay-ozkandan-kilicdarogluna-sitem.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 14:47:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Özkan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/?p=111040</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul birinci bölgeden milletvekili adaylığını kabul edilmediğini belirten Özkan, yaptığı yazılı açıklamada, &#8220;Başvurum CHP Merkez Yürütme Kurulu’nda görüşülmeksizin ve en hazini Parti Meclisi’nde dahi görüşülmesine izin verilmeksizin reddedildi. Arkasından neden aday gösterilmediğime dair açıklama dahi yapılmadı&#8221; dedi. BENİM SUÇUM NE &#8220;Aylardır mahkeme heyetine ve savcılara sorduğum soruyu Sayın Kılıçdaroğlu şimdi size soruyorum&#8221; diyen Özkan’ın açıklaması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul birinci bölgeden milletvekili adaylığını kabul edilmediğini belirten Özkan, yaptığı yazılı açıklamada, &#8220;Başvurum CHP Merkez Yürütme Kurulu’nda görüşülmeksizin ve en hazini Parti Meclisi’nde dahi görüşülmesine izin verilmeksizin reddedildi. Arkasından neden aday gösterilmediğime dair açıklama dahi yapılmadı&#8221; dedi.<br />
<div id="attachment_111041" class="wp-caption alignnone" style="width: 330px"><a href="http://www.haberler.bbs.tr/wp-content/uploads/2011/04/tuncay-ozkan.jpg"><img src="http://www.haberler.bbs.tr/wp-content/uploads/2011/04/tuncay-ozkan.jpg" alt="tuncay özkan" title="tuncay-ozkan" width="320" height="100" class="size-full wp-image-111041" /></a><p class="wp-caption-text">tuncay özkan</p></div><br />
BENİM SUÇUM NE</p>
<p>&#8220;Aylardır mahkeme heyetine ve savcılara sorduğum soruyu Sayın Kılıçdaroğlu şimdi size soruyorum&#8221; diyen Özkan’ın açıklaması şu sözlerle devam etti:<br />
&#8220;Benim Suçum Ne! Benim adaylık başvurumu neden reddettiniz? Bu vefasızlık, bu sessizlik niye? Savcıların yapamadığını yapmak mı bunun adı? Halkın gönlünde de beni tecride koymak mı? Oysa amacım güç katmaktı, güç vermekti. Anlıyorum ki, beni CHP’nin yetkili kurullarına sunmaktan bile kaygı duydular. Ya kabul edilirsem diye çekindiler. Ama inanın su akar ve yolunu bulur.&#8221;</p>
<p>ZULME HAYIR DEMEYE ÇAĞIRIYORUM SİZİ</p>
<p>Özkan, CHP’nin adaylığını kabul etmemesinin ardından İstanbul’un Anadolu Yakası’ndan 1. Bölge seçim çevresinden bağımsız milletvekili adayı olduğunu hatırlattığı yazılı açıklamasında, bütün dostları, 12 Haziran günü, beni aşkla bağlı olduğum halkımla buluşturmamak için kapattıkları Silivri zindanını gömmek için sandığa, bana oy vermeye çağırıyorum. Tuncay Özkan’ı fiilen Silivri zindanında tecritte tutanlara ve bana katmer olsun diye siyasi tecritte kalmamı isteyenlere Mustafa Kemal aydınlığı ile yanıt vermek için bütün dostları çağırıyorum. Oylarınızla Tuncay Özkan’ın özgürlüğüne kanat olmaya çağırıyorum sizi. Vefasızlığa, zulme, zorbalığa, ‘Hayır’ demeye çağırıyorum sizi.&#8221; ifadelerine yer verdi. </p>
<p>gazetevatan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/tuncay-ozkandan-kilicdarogluna-sitem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süheyl Batum: Meğer asker kağıttan kaplanmış</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/suheyl-batum-meger-asker-kagittan-kaplanmis.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/suheyl-batum-meger-asker-kagittan-kaplanmis.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2011 14:07:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyl Batum: Meğer asker kağıttan kaplanmış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/suheyl-batum-meger-asker-kagittan-kaplanmis.html</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı S&#252;heyl Batum, &#8221;12 Haziranda hepimiz g&#246;receğiz, karne notu, &#246;zellikle bazı notları CHP Genel Başkanı Kemal Kılı&#231;daroğlu&#8217;nun &#231;ok y&#252;ksek&#8221; dedi. Batum, &#231;eşitli etkinlikler i&#231;in geldiği Zonguldak&#8217;ta, Karaelmas Gazeteciler Derneğini ziyaret ederek gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, AK Parti tarafından CHP Genel Başkanı Kemal Kılı&#231;daroğlu i&#231;in hazırlanan karneyi nasıl değerlendiriyorsunuz sorusu &#252;zerine Batum, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_image"><center><img src="http://haberler.bbs.tr/bsfiles/thumb/suheyl-batum-meger-asker-kagittan-kaplanmis.jpg" alt="Süheyl Batum: Meğer asker kağıttan kaplanmış"/></center></p>
<p class="bs_detail">
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı S&uuml;heyl Batum, <strong>&#8221;12 Haziranda hepimiz g&ouml;receğiz, karne notu, &ouml;zellikle bazı notları CHP Genel Başkanı Kemal Kılı&ccedil;daroğlu&#8217;nun &ccedil;ok y&uuml;ksek&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>Batum, &ccedil;eşitli etkinlikler i&ccedil;in geldiği Zonguldak&#8217;ta, Karaelmas Gazeteciler Derneğini ziyaret ederek gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Bir gazetecinin, AK Parti tarafından CHP Genel Başkanı Kemal Kılı&ccedil;daroğlu i&ccedil;in hazırlanan karneyi nasıl değerlendiriyorsunuz sorusu &uuml;zerine Batum, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;D&uuml;nyada bunun &ouml;rneği yok. Bu karneyi hazırlayan Recep Tayyip Erdoğan. Bu Başbakanı nasıl ciddiye alıp da karnede verdiği nota, &#8216;az vermiş, &ccedil;ok vermiş&#8217; diyeceğiz. İkinci s&ouml;yleyen de kendisine dava da a&ccedil;tığım H&uuml;seyin &Ccedil;elik&#8217;tir. Bana y&ouml;nelik &#8221;S&uuml;heyl Batum hep sarhoştur&#8217; diyen kişinin verdiği notun neresine bakacaksınız? Ben bir not veriyorum Kılı&ccedil;daroğlu&#8217;na, hayatımda b&ouml;yle m&uuml;tevazi az lider g&ouml;rd&uuml;m, her şeyi ben yarattım havasında olmayan, halkın elini tutan, ger&ccedil;ekten bunu samimi duygularla yapan başkan g&ouml;rmedim. Bundan birileri &ccedil;ok korktuğundan onu yıpratmaya &ccedil;alışıyorlar. Bu karnelerle değil, 12 Haziranda hepimiz g&ouml;receğiz, karne notu &ouml;zellikle bazı notları Kılı&ccedil;daroğlu&#8217;nun &ccedil;ok y&uuml;ksektir.&#8221;</p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">-TUNCAY &Ouml;ZKAN&#8217;IN MİLLETVEKİLİ ADAYLIĞI-</span></strong></p>
<p>&#8221;Ergenekon&#8221; davası sanıklarından gazeteci Tuncay &Ouml;zkan&#8217;ın milletvekilliğine aday olma kararı aldığını a&ccedil;ıklamasıyla ilgili ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; sorusunu Batum, ş&ouml;yle yanıtladı:</p>
<p>&#8221;Ben Tuncay &Ouml;zkan ile g&ouml;r&uuml;şebilme imkanına sahip değilim, izin vermiyorlar. Benim bir &ouml;nerim oldu, &#8216;şahsi &ouml;nerim&#8217; dedim. Hepimizin g&ouml;z&uuml; &ouml;n&uuml;nde, bug&uuml;n medya emek&ccedil;ilerinin haliyle kimse ilgilenmiyor. Aynı şey Tuncay &Ouml;zkan ve Mustafa Balbay gibi birka&ccedil; kişi i&ccedil;in ge&ccedil;erli. Ben oradaki herkese kefil olmak durumunda değilim. Ben hayatımda Veli K&uuml;&ccedil;&uuml;k&#8217;&uuml; tanımam, su&ccedil;ları varsa &ccedil;ekerler cezalarını. Bu insanların durumunu g&ouml;rd&uuml;m. Oraya gittim gencecik teğmeni g&ouml;rd&uuml;m, 29 aydır i&ccedil;eride. Diyorlar ki &#8216;telefonunda 139 kayıt var, Hizb-ut Tahrir liderleri sende&#8217;. Tanımam diyor, inandıramıyor, sonra da ortaya &ccedil;ıkıyor ki polis y&uuml;klemiş. Ben de diyorum ki sehven devleti olduk. Buna dikkat &ccedil;ekmek lazım. Ben &ouml;nerimi yapacağımı s&ouml;yledim. Adım politikanın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;memeli. T&uuml;rkiye&#8217;de hukuksuzlukları CHP g&ouml;rmezden gelmeyecektir. İstedikleri gibi &uuml;rk&uuml;tmeye &ccedil;alışsınlar.&#8221;</p>
<p>Batum, T&uuml;rkiye&#8217;de birilerinin otoriter devlet yarattığını, bunu g&ouml;renlere de saldırıldığını savunarak, ş&ouml;yle devam etti:</p>
<p>&#8221;&Ouml;nerim ortadadır. Parti Meclisi toplanacağı zaman aynı konuyu g&uuml;ndeme getireceğim. 3-5 iktidar yanlısından korkacak olsak, siyasete girmezdik. Kesinlikle geri adım atamayacağım. Kabul ederler, etmezler bunu bilmiyorum, nisan ayında g&ouml;receğiz. T&uuml;rkiye&#8217;de hi&ccedil;bir dava kanıtlar sehven karartılmaz, sehven kanıt yaratılmaz. İnsanlar hakim g&ouml;rmeden 2 yıl tutuklu kalmaz. Bu &ouml;nerimin i&ccedil;inde kimseyi kurtarmak filan yok.&#8221;</p>
<p>&#8221;&Ouml;neriniz Parti Meclisinde kabul g&ouml;rmezse tavrınız ne olur&#8221; sorusunu Batum, &#8221;Parti Meclisi&#8217;ndeki arkadaşlarımız &#8216;Hukuksuzlukları boş ver, biz de yandaşlar gibi g&ouml;rmezden gelelim&#8217; derlerse ciddi bir şeydir. B&ouml;yle diyeceklerini tahmin etmiyorum &#8221; diye yanıtladı.</p>
<p>Batum, İkinci<strong><em> &#8221;Ergenekon&#8221; davasının tutuklu sanığı Prof. Dr. Mehmet Haberal&#8217;ın odasının aranmasını da eleştirerek, &#8221;Odayı 3 saat arıyorlar. Buraya gireni &ccedil;ıkanı devlet g&ouml;remiyor mu? PKK elebaşısı Adbullah &Ouml;calan bug&uuml;n istediği şeyi avukatları aracılığıyla yansıtabiliyor, onun h&uuml;cresini b&ouml;yle aramıyor bu devlet&#8221;</em></strong> dedi.</p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">-ZİYARETLER-</span></strong></p>
<p>Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml; D&uuml;ş&uuml;nce Derneği (ADD) Zonguldak Şubesini de ziyaret eden Batum, ciddi bir m&uuml;cadelenin i&ccedil;erisinde olduklarını, herkesin birbirine destek vermesi gerektiği belirterek, <strong><em>&#8221;Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD i&ccedil;ini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP&#8217;yi yıkamadılar&#8221;</em></strong> diye konuştu.</p>
<p>Batum, Maden M&uuml;hendisleri Zonguldak Şubesini ziyaret etmesinin ardından ADD Genel Y&ouml;netim Kurulu &Uuml;yesi Erol Sarıal&#8217;ın &#8221;B&uuml;y&uuml;k Planın İ&ccedil; Akt&ouml;rleri/K&uuml;resel S&uuml;rt&uuml;kler&#8221; adlı kitabının Demirpark Alışveriş ve Yaşam Merkezindeki imza g&uuml;n&uuml;ne katıldı.</p>
<p>Sarıal ve Batum, okurların kitaplarını birlikte imzaladılar.</p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/suheyl-batum-meger-asker-kagittan-kaplanmis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tayyip Erdoğan, Wikileaks  görüşleri</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/tayyip-erdogan-wikileaks-gorusleri.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/tayyip-erdogan-wikileaks-gorusleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2010 16:22:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[tayyip erdoğan isviçre banka serveti]]></category>
		<category><![CDATA[tayyip erdoğan serveti]]></category>
		<category><![CDATA[Tayyip Erdoğan Wikileaks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/?p=110627</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Wikileaks internet sitesinin dünya gündemini sarsan iddialarıyla ilgili konuştu. &#8220;ABD bunun hesabını diplomatlarına sormalı&#8221; diyen Erdoğan, muhalefeti ve medyayı çok sert sözlerle eleştirdi. &#8220;İsviçre bankalarında bir kuruş param yok&#8221; diyen Erdoğan, &#8220;İspat ederlerse bu makamda durmam&#8221; şeklinde konuştu. Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: &#8220;Önemli bir kısmı düşük düzeyli yazışmalar veya kişisel yorumlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başbakan <strong>Recep Tayyip Erdoğan, Wikileaks</strong> internet sitesinin dünya gündemini sarsan iddialarıyla ilgili konuştu. &#8220;ABD bunun hesabını diplomatlarına sormalı&#8221; diyen Erdoğan, muhalefeti ve medyayı çok sert sözlerle eleştirdi. &#8220;<strong>İsviçre bankalarında bir kuruş param yok</strong>&#8221; diyen Erdoğan, &#8220;İspat ederlerse bu makamda durmam&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<div id="attachment_110628" class="wp-caption alignnone" style="width: 300px"><img class="size-full wp-image-110628" title="recep-tayyip-erdoğan" src="http://www.haberler.bbs.tr/wp-content/uploads/2010/12/recep-tayyip-erdoğan.jpg" alt="recep tayyip erdoğan" width="290" height="298" /><p class="wp-caption-text">recep tayyip erdoğan</p></div>
<p>Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>&#8220;Önemli bir kısmı düşük düzeyli yazışmalar veya kişisel yorumlar olan bu bilgilerin mutlak bir hakikat ve büyük bir gerçek gibi algılanması mantık ve izanı da ortadan kaldırıyor. Pazartesi günü Libya&#8217;ya hareketim öncesinde gelişmeleri izlediğimizi, eteklerindeki taşları dökmesini beklediğimizi ifade etmiştim. Ne yazık ki birileri benim kadar sabırlı olamadı ve açıklanan çok az bilgiyi -belge bile demiyorum- bir fırsat olarak görüp buradan hükümete nasıl saldırırız derdine düştü. Muhalefet bu ülke için, bu millet için çözüm politikaları üretmekten aciz olduğu kadar, siyaset üretmek noktasında da aciz. Hakkımızda her türlü ipe sapa gelmez iddiayı gündeme taşıdılar, her seferinde yüzleri kızardı, çünkü söyledikleri yalandı.</p>
<p>&#8220;Şimdi görüyoruz ki; kendilerine ait cümle kalmadığı için, başka bir devletin diplomatları arasındaki dedikodu niteliğindeki yazışmalardan medet umar hale geldiler. Bu diplomatların yalan yanlış yorumlarıyla yaptıkları iftiralar, birinci derecede ABD&#8217;yi bağlar. Bunun hesabını ABD&#8217;nin sorması lazım o diplomatlardan. Tüm dünyada yapılan bu yorumlar bir çalkantıya sebep olmuştur. Kendi ürettikleri dedikoduları başkalarından duyunca gerçek sandılar. İsrail medyasında Türkiye&#8217;nin Başbakanı&#8217;ndan şikayet edenler, en son yabancı diplomatların hezeyanlarına sarılmış durumdalar. Başbakan&#8217;ın falanca ülkede şu kadar hesabı varmış. Antalya&#8217;daki raylı sistem ihalesine müdahale etmiş. Bunlara sarılacak kadar mı acizsiniz? Bu kadar fırsatçılık olur mu?</p>
<p>&#8220;Benim abdestimden şüphem yok, dolayısıyla namazımdan da şüphem olmaz. Düne kadar Türkiye&#8217;yi sırça köşklerinden izliyorlardı, bugün artık yabancı diplomatların dedikodularından izlemeye başladılar. Sadece magazin basınından takip ediyorlardı, bugün magazin diplomasisinden izlemeye başladılar. İftira ve iddia ithal etmeye başladılar. Yeter ki hükümete yönelik bir saldırı olsun. Nereden geldiğine bakmadan, arkasındaki niyet, hedef, gaye hakkında en küçük bir endişe taşımadan buna sarılmak fırsatçılıktır. Bana, şahsıma, aileme, dünürüme, arkadaşlarıma yönelik -ki benim dünürümün hayatı yazmak çizmekle geçmiştir, yazmaktan başka bir şey bilmez, adamı müteahhit yaptılar- bu tür iftiraları atanlar ne kadar alçaksa, bunları manşet yapanlar, siyaset malzemesi yapanlar da o kadar alçaktır.</p>
<p>&#8220;İspat görevi bu iddiayı ortaya koyanlarındır, benim değildir. Amerika bu işleri iyi bilir, diplomatlar da bilir. Nerede bunun delilleri? Sadece atılan iftira üzerinden kalkıp da benden bunun ispatını istemek kadar cehalet olur mu? Olmayan şeyi nasıl ispat edeyim? Benim<strong> İsviçre bankalarında </strong>bir Allah kuruşum yok ki? Nasıl çıkarayım? Böyle bir şey ispat ettiğiniz anda ben bu makamda durmam, milletvekilliğinde durmam. Ama siz o makamlarda duracak mısınız? Bizim iktidara gelirken üç şeyi bitirme sözümüz vardı: Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar. Bunları çökerttiğimiz için benim halkım bizi buralarda tutuyor.</p>
<p>&#8220;Sen başbakanı seversin veya sevmezsin, ama ülkene saygın varsa, milletine saygın varsa, bu ülkenin başbakanına yabancıların, hatta ne idüğü belirsiz olanların attığı iddiaya sahip çıkmazsın. Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. Masum olan masumiyetini ispata çalışmaz. Bunu bilmemek ne kadar büyük bir cehaletse, bunu siyaset malzemesi yapmak o kadar büyük seviyesizliktir. Siyaset seviye, nezaket ister. Yalan ve iftiradan medet ummak bir siyaset tarzı olamaz. Malesef son dönem gördüğümüz tablo, Türk siyaseti açısından hiç hoş değildir. Hakaret, iftira, küfür, siyaset dili haline getirilemez.</p>
<p>&#8220;Buradan medyaya da sesleniyorum. Aynı şekilde bunları sürmanşet veya manşet yapanlar, bunlara sarılarak hükümete saldıranlar da aynı seviyesizliğin içerisindedirler. Bir defa onurlu bir medya kalkar bunu sorar, kime bu iftira yapılıyorsa ona sorar. Eğer başbakanla ilgiliyse sorar. Ama başbakan size bakın ne diyor? &#8220;Hayır böyle bir şeyle ilgim yok&#8221; diyorsa yazmaman gerekir. Bu ahlaksızlıktır, biz seviyesizliği kendileri için seviye haline getirmeye çalışanların söylemlerini muhatab almıyoruz.</p>
<p>&#8220;Siz hem <strong>Türkiye</strong>&#8216;nin öneminin artmasından dem vuracaksınız, hem de Türkiye&#8217;nin Başbakanı kalkacak &#8220;ispat et bu tür şeyleri&#8221; diyenlerle muhatab olacak. Bu diplomatlar hakkında ulusal, uluslararası bütün yargı süreçlerinde bu süreci devam etireceğiz. ABD hükümetiyle de konuştuk, özür beyanında bulundular. Ama biz bunu yeterli bulmuyoruz, bu diplomatlarla ilgili bütün girişimleri yapmak durumundalar. ABD diplomasisi ne hale gemiştir, bu Amerika&#8217;nın sorunudur. Biz rahatız, hiç bir sıkıntımız yok. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Başbakanı Kosova&#8217;da, Lübnan&#8217;da, Libya&#8217;da ilgi görüyor diye mutsuz olanlar var. Bu belgelerde olduğu iddia edilen muhalefet partisine yönelik sıfatlar, bana atılan iftiralar kadar rahatsız etmiştir. Hiçbir yabancı, bana olduğu kadar benim ülkemin muhalefetine, insanına saygısızlık yapamaz. Ama malesef onlar iftiralara borazanlık ediyor.</p>
<p>&#8220;Dedikodu yapmak, asparagas haberler üretmek, fitne çıkarmaya çalışmak diplomatik değildir. Bir dönemin büyükelçilerinin kişisel kininden kaynaklanan yalan ve iftiralarını gerçek kabul edip hükümeti suçlamak büyük bir yanlıştır. ABD&#8217;nin dışişlerinin bile ciddiye almadıklarını siyaset malzemesi haline getirenler, ömür boyu bir utanç yaşayacaklardır. Hadise henüz çok sıcaktır. Amacın ne olduğunu bekleyerek göreceğiz.</p>
<p>&#8220;Şuanda, belediye başkanlığım döneminde &#8220;Erdoğan&#8217;ın bir milyar doları vardır&#8221; diyen, Ergenekon davasından zanlı olarak içeride. 1 milyar dolar. 4,5 yıllık dönemin bütçesi o kadar değildir. Buna o zaman önemli bir işadamı da sahip çıktı sonra özür diledi. Şimdi Ergenekon sanığı olarak bu efendi içeride. Aynı şekilde devam eden bir medya hala var, köşe yazarları hala var!</p>
<p>&#8220;Bizim hakkımızda ifitralarla dolu bir çok kitaplar yazılıyor. Çünkü Başbakan&#8217;a iftira atmak prim yapıyor birileri için. Türkiye muhalefetin muhayyilesine sığmayacak kadar büyük bir ülkedir. Biz gerektiği zaman da gerekli zeminde gerekeni söyler gerekeni yaparız.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/tayyip-erdogan-wikileaks-gorusleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>WikiLeaks sitesinin beyni Julian Aissange</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/wikileaks-sitesinin-beyni-julian-aissange.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/wikileaks-sitesinin-beyni-julian-aissange.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2010 08:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Julian Assange]]></category>
		<category><![CDATA[WikiLeaks kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[WikiLeaks sitesinin beyni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/?p=110599</guid>
		<description><![CDATA[Diplomasinin 11 Eylül’ünün arkasındaki gizemli isim Julian Assange. Avustralyalı, gölge gibi yaşayan, 37 farklı okula giden, hayatını “yardımsever” hackerlık faaliyetlerine adamış bir çağdaş Robin Hood&#8230; Bugün tüm dünyada manşetlerde olan WikiLeaks sitesinin beyni Julian Assange’ın Hollywood senaryolarını andıran bir hayat hikayesi var. “Dünyaya bir kez geliyoruz, güzel bir şeyler yapmak lazımdı” diyen Assange 1971 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diplomasinin 11 Eylül’ünün arkasındaki gizemli isim <strong>Julian Assange</strong>. <strong>Avustralyalı</strong>, gölge gibi yaşayan, 37 farklı okula giden, hayatını “yardımsever”<strong> hackerlık </strong>faaliyetlerine adamış bir çağdaş Robin Hood&#8230;</p>
<div id="attachment_110600" class="wp-caption alignnone" style="width: 203px"><img class="size-full wp-image-110600" title="julian -assange" src="http://www.haberler.bbs.tr/wp-content/uploads/2010/12/julian-assange.jpg" alt="julian  assange" width="193" height="102" /><p class="wp-caption-text">julian  assange</p></div>
<p>Bugün tüm dünyada manşetlerde olan<strong> WikiLeaks sitesinin beyni Julian Assange</strong>’ın Hollywood senaryolarını andıran bir hayat hikayesi var. “Dünyaya bir kez geliyoruz, güzel bir şeyler yapmak lazımdı” diyen Assange 1971 yılında Avustralya’da doğdu. Ailesi bir tiyatro kumpanyası işlettiği için göçebe hayatına alışıktı. Ebeveynleri Vietnam Savaşı için düzenlenen bir eylem sırasında tanıştı ve isyankar genlerini oğullarına bıraktı. Evlilikleri bitince Julian annesiyle kaldı. Annesinin ikinci evliliğinden Assange’a bir üvey kardeş geldi. Assange ve üvey kardeşini alan annesi 5 yıl boyunca dolaştı. Sürekli gezdiği için 37 farklı okulda eğitim gördü. Ağırlıklı olarak ilgilendiği alan bilim ve matematikti. 1989’da kız arkadaşıyla birlikte yaşamaya başladı ve erkek çocukları Daniel doğdu.</p>
<p><strong>NASA’yı hackledi</strong></p>
<p>Ekim 1989’da <strong>NASA tarafından gönderilecek Atlantis uzay mekiğinin kalkışından önce kurumun bilgisayarlarına a</strong>rgoda mastürbasyon yapmak anlamına gelen “<strong>Wank</strong>” kelimesini yazdı. Wank aynı zamanda <strong>Nükleer Katillere Karşı Solucanlar</strong> derneğinin de baş harfleriydi. Assange’ın gizemli hacker dünyasına girmesi “<strong>Uluslararası Yıkıcı Faaliyetler” (International Subversives) isimli hacker grubun</strong>a 80 sonlarında katılmasıyla başladı. <strong>Mendax</strong> (Latince yalancı demek) lakabını kullanan Assange’ın Melbourne‘deki evine Avustralya polisi 1991 yılında bir baskın yaptı. Baskının sebebi olarak genç hackerın Avustralya’daki bazı üniversitelerin, Kanadalı telekomünikasyon şirketi Nortel’in ve birçok derneğin bilgisayarına modem aracılığıyla girmesini gösterdiler. 1992’de suçlu bulunan Assange 2100 Avustralya doları para cezası aldıktan sonra serbest bırakıldı. Assange’ın avukatı “Yapılan hareketlerde bilgi merakı ve bilgisayarda deneysel çalışmalar yapmanın zevki haricinde herhangi bir suç yok” açıklamasında bulundu. Soruşturmayı yürüten Ken Day “Büyük Birader’e karşıydı. Esas kuralı, ‘Ben senin bilgisayar sistemine gireceğim. Bilgisayarına zarar vermediğim sürece bunda bir sorun yok’ idi”. dedi. Yıllar sonra Assange “Bana hacker denilmesi sinir bozucu ama bundan utanmıyorum hatta gurur duyuyorum” demişti.</p>
<p><strong>Hackerlığın kitabını yazdı<br />
</strong><br />
1993’te Assange Avustralya’nın ilk İnternet Servis Sağlayıcısı, Suburbia’yı başlattı. 1994’te Melbourne’de yaşayan Assange hayatını program ve bedava yazılım geliştirerek kazanıyordu. 1995’te ilk bedava ve açık kaynaklı tarayıcı Strobe’u yazdı. Bazı projelere yamalar gönderen Assange 1997’de hackerlığın kitabını yazdı. Yeraltı: Hacklemenin Hikayesi, Elektronik Dünyanın Çılgınlığı ve Saplantısı isimli kitapta katkıları, araştırmaları ve Uluslararası Yıkım Ekibi’ndeki geçmişi dolayısıyla katkı sağladı. 1997’de açık uçlu şifreleme yazılımları geliştirdi. Daha sonra bunları insan hakları çalışanlarının veri güvenliğini sağlamak için geliştirdiğini açıkladı. Arama motorlarının ilk modellerinden olan Surfraw’ı geliştirdi. Ve 1999’da Assange “leaks.org” ismini satın aldı. Fakat siteyle ilgili herhangi bir çalışmada bulunamadı. Assange’ı destekleyenlere göre Assange, internet’in özgürlük savaşçısı, etik hacker ve dünyanın en merak uyandıran insanı.</p>
<p>kaynak:vatan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/wikileaks-sitesinin-beyni-julian-aissange.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wikileaks&#8217;ta yer alan tüm Türkiye belgeleri</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/wikileaksta-yer-alan-tum-turkiye-belgeleri.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/wikileaksta-yer-alan-tum-turkiye-belgeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 17:12:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Wikileaks akp erdoğan belgeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Wikileaks ankara belgeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Wikileaks türkiye belgeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Wikileaks türkiye bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/?p=110535</guid>
		<description><![CDATA[TARİH: 30 Aralık 2004 BELGE NO: 04ANKARA7211 GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği SINIFLANDIRMA: Secret KONU: İktidardaki iki yılın ardından Erdoğan ve AK Parti: Kendilerine, Türkiye&#8217;ye ve Avrupa&#8217;ya hakim olmaya çalışıyor Özet: Şu anda yaşayabilir bir alternatif olmaması ve siyaset sahnesine hakim olan hantallık nedeniyle Başbakan Erdoğan ve partisi Ak Parti iktidara güçlü bir şekilde hakim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TARİH: 30 Aralık 2004</p>
<p>BELGE NO: 04ANKARA7211</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği</p>
<p>SINIFLANDIRMA: Secret</p>
<p>KONU: İktidardaki iki yılın ardından <strong>Erdoğan ve AK Parti:</strong> Kendilerine, Türkiye&#8217;ye ve Avrupa&#8217;ya hakim olmaya çalışıyor</p>
<p>Özet: Şu anda yaşayabilir bir alternatif olmaması ve siyaset sahnesine hakim olan hantallık nedeniyle <strong>Başbakan Erdoğan ve partisi Ak Parti</strong> iktidara güçlü bir şekilde hakim olmuş görünüyor. Yine de açık bir toplumun temel ilkelerini başarılı bir şekilde kucaklamak, AB uyumunu devam ettirmek ve ABD&#8217;nin temel çıkarlarıyla uyumlu dış politika uygulamak istiyorlarsa Erdoğan ve partisinin önünde devasa zorluklar bulunuyor.</p>
<p>Erdoğan, yarı profesyonel bir futbol oyuncusu çalımıyla ve yalaka danışman grubuyla 16-17 Aralık&#8217;ta AB&#8217;nin iktidar koridorlarında yürürken, Avrupa’da yılın lideri olmaya güçlü bir aday gibi görünüyordu. Önümüzdeki 10 yıl içinde hesaba katılması gereken bölgesel bir lider, Türkiye&#8217;nin AB ile katılım müzakerelerini sağlayan, Türkiye&#8217;nin 30 yıldır donmuş durumda olan Kıbrıs politikasını kıran, parlamentodan insan hakları alanında önemli reformların geçmesini sağlayan isim. Bir yandan oldukça güçlü bir hitabete sahipken, diğer yandan da halk arasında oldukça tutulan kurban rolünü oynayabiliyor.</p>
<p>Özetle, Erdoğan yenilemez görülüyor. Peki öyle mi? <strong>ABD ile ilişkilerde Türk tarafından gelmesi gereken liderliği ve ivmeyi vermek istiyor mu</strong>?</p>
<p>Erdoğan, Parlamento&#8217;nun üçte ikisine sahip. Siyaset sahnesinde güçlü bir hitabeti olan ve ülkenin çoğunluğunun yaşadığı orta bölgelerdeki sosyal sorunlara parmak basan Erdoğan&#8217;a ciddi bir alternatif bulunmuyor. Bu etkenler öngörülebilir bir zaman içerisinde de devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p>Yine de Erdoğan ve AKP, üç alanda önemli siyasi zorluklarla karşı karşıya: dış politika (AB, Irak, Kıbrıs); kaliteli ve sürdürülebilir liderlik ve yönetim; ve dünyayla daha geniş bir şekilde entegre olmuş açık ve refah düzeyi yüksek bir toplumun oluşturulması konusundaki temel soruların çözülmesi (dinin yeri, kimlik ve tarih, hukukun üstünlüğü)</p>
<p><strong>AB</strong></p>
<p>Erdoğan siyasi olarak ayakta kalabilmesini AB&#8217;den müzakere tarihi almaya bağladı. Ancak AB&#8217;den tarih almanın yarattığı heyecanın 48 saat içinde sönmesiyle Erdoğan&#8217;ın siyaseten hayatta kalma mücadelesi ve önündeki görevlerin de zorluğu iyice ortaya çıktı.</p>
<p>Bizim için asıl önemli olan birçok kontağımızın bize Türkiye&#8217;de AB&#8217;nin kabul etmeyeceğine yönelik kuşkular nedeniyle AB&#8217;ye katılımla ilgili kendine güven eksikliği bulunduğunu söylemesi.</p>
<p>AKP içindeki hava da daha parlak değil. Dışişleri Bakanı Gül&#8217;ün danışmanlarından birisi İngiliz bir diplomata 17 Aralık&#8217;a giden süreçte AB&#8217;nin tutarsızlığının Türkiye&#8217;nin duygularını ne kadar incittiğini aktarmış. Gül, Zirve öncesi süreçte kamuoyu önünde Erdoğan&#8217;a göre daha sert bir tutum takındı. Akşam&#8217;ın Ankara büro şefi Nuray Başaran&#8217;a göre, Brüksel&#8217;de Erdoğan ile Gül arasında gözle görülür bir gerilim vardı. Başaran ayrıca, 17 Aralık&#8217;ta görüşmeler tıkanmaya doğru gittiği sırada Erdoğan&#8217;ın danışmanlarına Putin&#8217;in danışmanlarından telefon geldiğini ve Türkiye&#8217;nin masadan kalkmasını önerdiklerini söyledi. Başaran&#8217;a göre, bazı danışmanları da Erdoğan&#8217;a benzer tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>AKP&#8217;nin parti içi</strong>nde tutarlılığının ve şeffaflığının olmaması, AB üyeliğini isteme konusunda da muğlak ve karışık bir tavrın ortaya çıkmasına neden oluyor. Bazıları, bu süreci Türk ordusunu ve kuru Kemalizm&#8217;in &#8220;laiklik&#8221; artıklarını dışlamanın bir yolu olarak görüyor. Türk İslam sentezinin savunucuları arasında çok nadir olarak açıkça konuşulan ancak genel olarak inanılan bir olgudan bahsedildiğini de gördük. AKP&#8217;nin ana düşünce kuruluşunun toplantısındaki bir katılımcı, Türkiye&#8217;nin rolünün İslam’ı Avrupa&#8217;ya yaymak, &#8220;Endülüs&#8217;ü geri almak ve 1683 Viyana kuşatmasındaki yenilginin intikamını almak&#8221; olduğunu söyledi.</p>
<p>Bu düşünce tarzı, Dışişleri Bakanı Gül ve çalışma arkadaşı Başbakan&#8217;ın dış politika baş danışmanı Ahmet Davutoğlu&#8217;nun politikalarının arkasındaki mantıkla paralellik taşıyor. AKP&#8217;nin daha dindar olan kanadı ise AB&#8217;yi bir Hıristiyan Kulübü olarak görüyor. AKP&#8217;nin önde gelen isimlerinden Sadullah Ergin&#8217;in kısa bir süre önce bize itiraf ettiği gibi, &#8220;Eğer AB evet derse kısa bir ümit doğurur. Ancak AKP için esas zor süreç ondan sonra başlar. Eğer AB hayır derse o zaman işin başında zorluk olur ama uzun vadede her şey bizim için daha kolay olur.”</p>
<p>Diğer yandan hükümetin AB uyum sürecinde bakanlıklara İngilizce veya diğer AB dillerini bilen elemanlar aldığı bildiriliyor. Eğer hükümet, AKP&#8217;nin kamuya eleman alımında hakim olan &#8220;bizden birisi&#8221; yani Sünni cemaatlerden ve yakın çevreden gelenleri alırsa yeterlilik konusunda sorun çıkabilir. Eğer yeterlilik kıstasına göre eleman alımı yaparsa o zaman yeni işe girenler AKP&#8217;nin daha önce işe aldığı kişilere karşı tepki duyabilirler.</p>
<p>AKP liderliği ve yönetimi hakkındaki sorular</p>
<p>Erdoğan&#8217;ın ve AKP&#8217;nin adil ve uzun süreli reformlar gerçekleştirmesini veya ABD için önem taşıyan konularda zamanında ve olumlu karar alabilmesini olumsuz etkileyen bazı etkenler varlığını sürdürüyor.</p>
<p>Bunlardan ilki Erdoğan&#8217;ın karakteri. Anadolu&#8217;da yaptığımız temaslarda, Erdoğan&#8217;ın mutlak güç ve gücün maddi çıkarlarına duyduğu açlığın halk arasındaki popülaritesini etkilemeye başladığını gördük.</p>
<p>Parti içinde ise Erdoğan&#8217;ın güce duyduğu iştah, sert bir otoriter tarz ve diğerlerine karşı derin bir güvensizlik olarak kendini gösteriyor. Erdoğan ve eşi Emine&#8217;nin eski bir dini danışmanı, &#8220;Tayyip Bey Allah&#8217;a inanır ama güvenmez&#8221; dedi.</p>
<p>Kendisini dalkavuk (ama kibirli) danışmanlardan oluşan demir bir halkayla çeviren Erdoğan, kendisini izole ettiği için güvenilir bilgi alamıyor ve ABD&#8217;nin Tel Afer, Felluce ve diğer yerlerdeki operasyonlarının bağlamını ve hakikatlerini göremiyor. Erdoğan üzerinde İslamcı görüşün etkisini anlatmak için muhafazakar Savunma Bakanı Gönül, kısa bir süre önce bize Gül&#8217;ün yakın çalışma arkadaşı Davutoğlu&#8217;nu &#8220;aşırı tehlikeli&#8221; olarak tanımladı. Bakanlardan milletvekillerine ve partinin entellektüel isimlerine kadar AKP içindeki bütün kontaklarımız Erdoğan&#8217;ın diğer dış politika danışmanlarını (Cüneyd Zapsu, Egemen Bağış, Ömer Çelik, Mücahit Arslan ve özel kalem müdürü Hikmet Bulduk) yetersiz, bilgisiz ve yolsuzluğa karışmış olarak nitelendiriyor.</p>
<p>Erdoğan&#8217;ın pragmatik yaklaşımı kendisinin işine yarasa da vizyon eksikliği var. Kendisi ve Gül ile diğer üst düzey AKP yöneticileri de dahil olmak üzere AKP&#8217;deki danışmanları analitik derinlikten yoksun. Düşük kalitedeki istihbaratlara ve basındaki dezenformasyonlara güveniyor. Dar dünya görüşü ve Sünni kardeşlik ile cemaat geçmişinden gelen temkinli yaklaşımı nedeniyle halkla ilişkiler sorumluluklarını tam olarak yerine getiremiyor. Erdoğan (ve Gül de dahil olmak üzere etrafındakiler), hem içeride hem de dışarıda uyumlu ve uygulanabilir politikalar uygulamalarını engelleyen Sünni önyargılara ve duygusal tepkilere sahip.</p>
<p>2002 seçimlerinin kampanya döneminde AKP&#8217;ye en önemli mali desteği sağlayan İslami çevrelerde etkili işadamlarını kapsayan MÜSİAD&#8217;ın, Erdoğan&#8217;a yaklaşılamamasından rahatsızlık duyduğunu anlıyoruz.</p>
<p>Etkili İslami cemaat Fethullah Gülen içinden bize bilgi aktaran yayımcı Abdurrahman Çelik gibi söylediklerine bakarsak, AKP içinde (Adalet Bakanı Çiçek, Kültür Bakanı Mumcu ve yaklaşık 368 milletvekilinin 60-80&#8242;inin bağlı olduğu) temsilcisi bulunan cemaatin, Erdoğan ve AKP&#8217;ye yönelik ilk başta sürdürdüğü kararsız tutuma geri döndüğünü görüyoruz.</p>
<p>İkinci mesele AKP&#8217;nin koalisyon yapısı, Erdoğan&#8217;ın güvendiği bakan sayısının sınırlı olması ve başta Gül ve zaman zaman da Çiçek olmak üzere Erdoğan&#8217;ı zayıflatmak için bazı bakanların çaba göstermesi. AKP&#8217;de hiç kimse Erdoğan&#8217;ın halk arasındaki popülaritesine yaklaşamıyor. Ancak, Gül&#8217;ün AKP içinde ve hatta yabancı konuklara (örneğin İsrail Başbakan Yardımcısı Olmert) karşı Erdoğan&#8217;ın görüşlerini eleştirmeye hazır olması ve ABD&#8217;nin Irak politikasını ya da AB&#8217;nin Kıbrıs politikasını sert bir şekilde eleştirerek Erdoğan&#8217;ın manevra alanını daraltması, Erdoğan&#8217;ın sürekli olarak bir gözünün arkada kalmasına ve ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyi olmasına muhalif görüşler dile getirerek kendini ispatlamaya çalışmasına neden oluyor.</p>
<p>Üçüncü konu ise yolsuzluk. AKP, yolsuzluğu ortadan kaldırma sözü vererek iktidara geldi. AKP, yolsuzluğu ortadan kaldıracağını söyleyerek iktidara geldi. Ancak, AKP içinden giderek daha fazla sayıda kişi vize bakanların akrabaları arasında hem ulusal hem bölgesel hem de yerel düzeyde çıkar çatışmalarının ya da ciddi yolsuzlukların olduğunu söylüyor. İki kontağımızdan Erdoğan&#8217;ın İsviçre bankalarında sekiz hesabının olduğunu öğrendik. Erdoğan&#8217;ın zenginliğinin kaynağı için oğlunun düğününde takılan takılarını göstermesi ve bir Türk işadamının sadece fedakarlık amacıyla çocuklarının okul masraflarını karşıladığı yönündeki açıklamaları yavan kalıyor.</p>
<p>Bize verilen bilgilere göre yolsuzluğa bulaştıkları bilinen isimler arasında İçişleri Bakanı Abdullah Aksu, Dış Ticaret Bakanı Kürşad Tüzmen ve AKP İstanbul İl Başkanı Müezzinoğlu yer alıyor.</p>
<p>Dördüncü olarak da Erdoğan&#8217;ın ve AKP&#8217;nin bürokraside, partide ve partinin belediye başkanı adayları için belirlediği isimlerin düşük kaliteli olması. Savunma Bakanı Gönül, Gümrük Müsteşarı Nevzat Saygılıoğlu ve Orman eski Genel Müdürü Abdurrahman Sağkaya gibi üst düzey kariyerli görevliler, Ömer Çelik gibi yetersiz, önyargılı ve cahil isimlerin üst düzey görevlere getirilmesinden dolayı duydukları şaşkınlığı ve memnuniyetsizliği bize ilettiler.</p>
<p>İKİ BÜYÜK SORU</p>
<p>Türkiye&#8217;de yaşandığı biçimiyle İslam, zayıflamış, iki yüzlülükle delik deşik olmuş, diğer dinlerin Türkiye varlığına karşı bilgisiz ve hoşgörüsüz olmasının yanı sıra dini Batı karşıtı bir biçimde siyasileştirmek isteyenleri dışarıda bırakma yetisinden yoksun.</p>
<p>Bu sorun, Gül gibi siyasilerin İslam’ı siyasileştirmeye çalışma niyetleriyle birleşiyor. Türkiye, İslam’ın insancıl bir türünün buraya yerleşmesini sağlayana kadar, Türkiye&#8217;de İslam sorunlu bir savunma gücü, aşırı derecede iki yüzlü ve açık toplumun zorluklarıyla mücadele etmeye niyeti olmayan bir olgu olarak kalacak.</p>
<p>İkinci soru ise Türkiye&#8217;nin ve vatandaşlarının hem bu toprakların hem de bireylerin kendi tarihini aktarımıyla ilgili. Keskin tabulara, inkara, korkulara ve zorunlu büyük çarpıtmalara tabi olan tarih çalışmaları ve tarihle ilgili uygulamalar, eski bir Sovyet akademik şakasına benziyor: Üst düzey bir parti yetkilisi ideolojik konuşmasında tehditler savurduktan sonra, &#8220;Gelecek belirsiz. Değişen tek şey ise geçmiştir&#8221; der.</p>
<p>AKP içinden bazı isimler, sayıları yalnızca bir avuç olan dışarıdakilere tarihle ilgili tartışmalarda katılıyor ve bunlar ilham verici adımlar. Ancak ilerleyen süreçte eğitim sisteminin kapsamlı bir şekilde elden geçirilmesi, hukukun üstünlüğünün kabul edilmesi ve birey ile devlet arasındaki ilişkinin en temelden yeniden tanımlanması gerekiyor. Anadolulu büyük Alevi ozan Aşık Veysel&#8217;in dediği gibi bu, &#8220;uzun ince bir yol.&#8221;</p>
<p>ooo</p>
<p>TARİH: 22 Ocak 2010</p>
<p>BELGE NO: 10STATE6451</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: Dışişleri Bakanlığı</p>
<p>SINIFLANDIRMA: Confidential</p>
<p>KONU: Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç&#8217;a suikast iddialarıyla ilgili bilgi talebi</p>
<p>1. Washington&#8217;daki analistler, iki yıldır süregelen Ergenekon soruşturması nedeniyle Türkiye&#8217;de ordu ile siviller arasında artan gerilimi yakından takip ediyor. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ&#8217;un 17 Aralık&#8217;ta yaptığı konuşmada üst düzey subaylar hakkında soruşturma yürütülmemesi konusunda hükümeti, gazetecileri ve yargı yetkililerini uyardı. Bu olaydan iki gün sonra, polis Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç&#8217;ın önünde izleme yaptığı anlaşılan iki ordu mensubunu yakaladı ve bu olay özel güçlerin karargahının aranmasına ve diğer başka ordu mensuplarının tutuklanmasına neden oldu.</p>
<p>2. Bu izleme olayı, ardından gelen polis aramaları, ordu mensuplarının tutuklanması, ordu-polis ve asker-ordu ilişkilerinin durumu ve zaman ve kaynaklar el verdiği ölçüde bu ilişkilere ilişkin algılamalarla ilgili bilgi alabilirsek çok seviniriz. Bu bilgiler, politika yapıcıları durumdan haberdar etmek amacıyla yapılacak olan analitik üretimde kullanılacak.</p>
<p>A. Neden Arınç izleniyordu? Bu izleme talimatını kim verdi? Arama sırsında ne arandı ve ne bulundu? Soruşturmayı yürütenler belirli bir kanıtı mı arıyordu, yoksa genel bir arama mı yapılıyordu? Türk liderler bu olayları nasıl algıladı?</p>
<p>B. Sivil-asker ilişkilerinin durumu nedir?</p>
<p>C. Asker-polis ilişkilerinin durumu nedir? Son tutuklamalar, polis ile ordu arasında tansiyon yaşanmasına ya da var olan tansiyonun artmasına sebep oldu mu?</p>
<p>D. Adalet ve Kalkınma Partisi veya içinde unsurlar, bu olayı TSK&#8217;yı nihayet ehlileştirmenin bir yolu olarak mı görüyorlar yoksa Başbakan Tayyip Erdoğan bu gerilimi azaltmak ve TSK ile ilişkileri yumuşatmak mı istiyor?</p>
<p>3. Yukarıdaki soruların yanıtlarını içeren raporlamanın konu kısmında lütfen C-RE9-02710 kodunu yazınız.</p>
<p>Clinton</p>
<p>ooo</p>
<p>TARİH: 11 NİSAN 2008</p>
<p>BELGE NO: 08ANKARA691</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği</p>
<p>SINIFLANDIRMA: Confidential</p>
<p>KONU: Ak Parti’nin kapatılacağına yönelik iddialar ve ABD’nin duruşu</p>
<p>ÖZET: Türkiye’nin iktidar partisi Ak Parti’ye yönelik kapatma davası, bu ülkenin geleceği için bir darbedir. Dava, Türkiye’nin hükümetinin yapısına, popüler demokrasinin erişim alanına ve dinin toplum üzerindeki rolüne yönelik çözümlenmemiş tartışmaları yansıtıyor. Bu durum, aynı zamanda geçen Temmuz ayında yeniden göreve gelen Başbakan Erdoğan’ın geçen dokuz aylık süreçte sergilediği başarısız liderlikten kaynaklanıyor. Sonucun ne olacağı belirsiz olsa da burada yaşanan kriz, kusursuz ve darmadağın olmasa da kendine özgün bir işleyiş tarzı olan Türk demokrasisi çerçevesinde değerlendirilmeli.</p>
<p>ABD öncelikleri, ortak çıkarlarımız üzerine bu ülkeyle birlikte çalışabilmemizi ve bu ülkenin demokratik sürecini geniş çapta desteklememizi gerektiriyor. Yine de Türkiye politikaları üzerine fikir beyan etmekten kaçınmalıyız. Bu yaklaşımla, şu anda Türkiye’de ülkenin geleceğine yönelik yapılan ve demokrasinin olgunlaşması için hayati önem taşıyan şiddetli ve tarihi tartışmalara saygı duyarız.</p>
<p>KAPATMA DAVASI İMALARI</p>
<p>Ak Parti’nin kapatma davasına yönelik farklı bakış açıları var. Bunlardan ilkinde, niyetlenilmiş anayasal bir darbe olarak bakılabileceği söylendi. Dava ilk olarak siyasi bir araç olarak kabul edildi. Partiyi ve 70’in üzerindeki liderleri siyasetten uzaklaştırmak için gazetelerde daha önce yayımlanan haberler kaynak gösterildi. En cesur iddialar arasında, Ak Parti’nin laikliği bitirme niyetinde olduğu vardı ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın ülkenin “ılımlı Müslüman” hükümetini ve Ak Parti’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya desteğini öven sözleri basın sık sık yer aldı.</p>
<p>Kapatma davasına yönelik diğer bir bakış açısıysa, davanın Türk demokrasi tarzıyla ne kadar uyuştuğunu sorguladı. Anayasa ve kanunlar, uzun bir süredir politikacıların yasaklanmasına ve partilerin kapatılmasına izin verdi. Bugüne kadar ülkede 26 tane siyasi parti suçlu bulunarak kapatıldı. Ak Parti, bu durumu ve Türklüğe hakareti kapsayan 301’inci madde gibi yasaları değiştirecek kadar uzun süredir görevde ama bunu yapmadı.</p>
<p>Her iki bakış açısının da gerçeklik payı var, özetle Başbakan Erdoğan’ın kötü tökezledi.</p>
<p>Davanın zayıf noktalarından biri, yıllar öncesinde yazılan bir anayasaya bağlantılı olarak parti kapatmanın çok daha zor olması. Erdoğan kendi başarısının büyüsüne kapılırsa, geçen Temmuz ayında kendi partisine karşı oy kullanan yüzde 53’lük oranı, onların çıkarlarını koruma konusunda ikna edemez. Erdoğan, yeniden göreve gelmesiyle birlikte kazandığı gücü, Avrupa Birliği’yle ilgili reformların devam ettirmek için kullanamadı. Bu reformlar, İslamlaşma ve iktidarın kısıtlanamayan yükselişine yönelik endişeleri bastırabilmek kullanılacak en uygun araçlardı. Erdoğan ise, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) önderliğinde, uzun bir liste halinde bekleyen AB reformları öncesinde, türban yasağını gündeme getirdi.</p>
<p>Bu kısa vadeli popülist kazanç için Erdoğan, Türkiye’nin demokrasisini güçlendirecek daha geniş çaplı anayasa reform paketini feda etti. Bu ve benzeri diğer adımlar, Erdoğan’ın bugüne kadar attığı adımlara yönelik korkuların artmasına neden oldu.</p>
<p>Kapatma davasının Türkiye’deki demokrasi ve istikrar için büyük bir handikap.</p>
<p>Birçokları için, özellikle de Türkiye’nin gelişmekte olan orta sınıfını oluşturan görmezden gelen seçmenlere verilen mesaj, Türkiye demokrasisinin onların çıkarlarını koruyamayacak kadar zayıf olduğuydu. Bu mesaj hatta hala dışlanmaya devam eden Kürtler için çok daha büyük bir tehdit özelliği taşıyor.</p>
<p>Kapatma davasına çok daha geniş bir bakış açısıyla bakıldığında, bunun bir ölçüde seçilmeyen ve önem derecesi düşürülmüş bürokrasinin Erdoğan ve popüler demokrasiye karşı intikamı olarak kabul edilebilir.</p>
<p>Yaşanan değişikliklerin hiçbiri, Türkiye’nin ABD için tehlikeli bölgede oldukça önemli bir müttefik olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bununla birlikte, bazı yanlış adımlar atmış olsa da, Türkiye Müslüman ülkeler arasında en demokratik ve özgür ülke.</p>
<p>ABD’nin Türklerin kendi ülkelerinin geleceğine yönelik tartışmalara müdahale etmemesi gerekiyor. Müdahale, ABD’yi kendi çıkarına ters düşen bir şekilde etkisiz kılabilir ve ülkenin demokratik değerlerine zarar verebilir.</p>
<p>ABD’nin genel prensiplere bağlı kalıp, detayları Türklere bırakması gerekiyor. ABD’li yetkililerin atması gereken adımlar şöyle sıralanabilir.</p>
<p>* ABD’nin müttefiklik ve ortaklık tanımlamamıza uygun hareket ederek, demokratik kuruluşlarının, Türkiye’nin demokratik değerlere ve laiklik prensibine olan bağlılığının güçlü bir destekçisi olduğumuzu kanıtlamalıyız.</p>
<p>* Türk liderleri ve kuruluşları istikrarı güçlendirecek ve bölgede ve ülke içinde fikir birliği yaratacak pragmatik çözümler bulma konusunda teşvik etmeliyiz.</p>
<p>* Türkiye’nin AB üyesi olma hedefini ve yasal, siyasi ve ekonomik alanda gerçekleştirilecek reformları desteklemeliyiz.</p>
<p>* Irak, Afganistan, Kafkaslar ve Balkanlar konusunda ortak çıkarlar adına, terörizm, enerji güvenliği ve Kıbrıs sorunu ve bölgedeki diğer sorunlar konusunda Türkiye’yle çalışmaya hevesli olmalıyız.</p>
<p>ooo</p>
<p>TARİH: 11 Ağustos 2006</p>
<p>BELGE NO: 06ANKARA4688</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği</p>
<p>SINIFLANDIRMA: CONFIDENTIAL//NOFORN</p>
<p>KONU: Türkiye’nin dış politika yaşadığı bölünme, Başbakan’ın çemberi</p>
<p>1. Üst düzey Dışişleri Bakanlığı diplomatları ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın etrafındaki sıkı danışman çemberinin arasında uzun süreden beri yaşanan bölünme, son haftalarda belirgin bir şekilde büyüdü. Erdoğan’ın Ak Parti hükümeti altında yaşanan bu ayrılığının en büyük nedeni, hem Erdoğan’ın hem de Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, çok sayıda girişimin sorumluluğunu üstlenmek için hevesli olan Başbakanlık danışmanı Ahmet Davutoğlu’yla olan yakın bağı. Son zamanlarda, bu tür sıkıntılar kağıt üzerinde daha faza yer almaya başladı. Bu iç kavga, Türk hükümetinin dış politikada aldığı tüm adımları etkiliyor.</p>
<p>2. İyi eğitimli Türk diplomatlar, ABD ve Avrupa’ya neyin satılacağı konusunu iyi bilmelerine rağmen, iç politika söz konusu olduğunda aynısı geçerli değil. Erdoğan’ın, aralarında Davutoğlu ve parti genel başkan yardımcılarının da yer aldığı çekirdek danışmanları, seçim bölgelerinde neyin gideceğini çok iyi biliyor. Ancak, dünyanın nasıl işlemesi gerektiğine dair Türkiye ve İslam merkezli görüşleri, Ankara dışında politikanın nasıl uygulanacağı konusunda bir engel oluşturuyor.</p>
<p>3. (Gizli, yabancıların görmesi yasak) Erdoğan’ın danışmanlarının Dışişleri Bakanlığı’ndan kendisini ayrıştırması, yeni şanslar doğurabilir. Aynı zamanda, yanlış anlaşılmalar olması ve yanlış adımlar atılması olasılığını da artırıyor. Örneğin, Şubat 2006’da Hamas’ın Ankara’ya yaptığı ziyarette Dışişleri Bakanlığı karanlıkta kaldı. Hamas’ın ziyaretiyle ilgilenen AK Partililer, bunu son derece gelişigüzel ve koordinesiz bir şekilde gerçekleştirdi. Bilgilendirilmeyen Dışişleri Bakanlığı, bizimle ön değerlendirme yapma imkanı bulamadı. ABD’nin özellikle attığı geri adım, AKP’nin gerçekten geri adım atmasına neden oldu. Hamas ziyaretinin neden olduğu memnuniyetsizliğin nereden çıktığı ve nedenini üzerindeki kısıtlı anlayışı ortadan kaldırmak, haftalar, hatta aylar sürdü.</p>
<p>4. (Gizli, yabancıların görmesi yasak) Hamas ziyaretinin ardından ABD ve diğer bölgelerde olan AK Partililer için muhtemelen en şaşırtıcı olan şey, eğer biz PKK liderleriyle görüşmüş olsak, kendilerini nasıl hissedeceklerinin sorulmasıydı. Erdoğan’ın çemberi için, bu benzersiz bir durum değil: Onlar için, terörizm PKK ile bağlantılı. Erdoğan’ın hayırsever İslamcı arkadaşı El Kadı’nin terör finansmanından yer alabileceğini düşünmek, spesifik İslami grupların terörist olarak görmesi kadar zor. Hamas ve Hizbullah batı politikalarının ters gitmesinin bir sonucu; çaresiz insanların bir cevabı ancak gerçekte terörist değiller. Onlara bu insanlara mantıklı konuşmalarına izin verin, Türkiye’nin nüfuzunu ortaya çıkarın ve Hamas değişecektir. Bu, Türkiye’nin bölgedeki diğer çabalarında, İran ( Dışişleri Bakanı Manuşer Muttaki’nin Türkiye’deki görüşmelerinde, Erdoğan’ın uluslararası konferanslarda Ahmedinejad ile yaptığı temaslarda); Suriye; (Türkler Beşir Esad’ın Lübnan’dan asker çekilmesini sağlamak ve Hariri soruşturmasında payları olduğunu düşünüyor); Gazze Şeridi ve Lübnan’daki mevcut çatışmalarında açıkça görüldü.</p>
<p>5. (Gizli, yabancıların görmesi yasak) Erdoğan çemberiyle Dışişleri Bakanlığı arasındaki kopukluğa dair daha yakın zamanlı bir örnek, Davutoğlu’nun Temmuz’un ilk haftasında Şam’a yaptığı ve Esad’la yaptığı görüşmeyle ilgili. Bu görüşmede göz ardı edilen Dışişleri Bakanlığı çok öfkelendi (Şam elçileri, Davutoğlu Esad’la görüşürken dışarıda bekletildi).</p>
<p>6. İsrail-Lübnan krizinin büyümesiyle, Erdoğan’ın küçük çemberindeki gerilim de arttı. Erdoğan, liderliğini kullanmak yerine, popülist yeniden seçilme havası içinde, kamuoyu desteğine dayandı. Erdoğan, hiçbir zaman İsrail’e karşı olumlu eğilim göstermeyen ve savunuculuğunu yapmak istediği Sünni destekçilerine oynuyor. Bu kitleleri hedef alan erken sonuçlardan biri, 3 Ağustos’ta Kuala Lumpur’da düzenlenen, Erdoğan’ın Ahmedinmejad’la görüştüğü ve İsrail karşıtı sözlerde bulunduğu İslami Konferans Örgütü konsey toplantısı, ve Gül’ün aynı tarihte Washington Post’a verdiği açık yorumdu. Gül’ün açıklamaları Türk hükümetinin öfkesini olumsuz bir şekilde ortaya koydu ve Washington’daki üst düzey Türk diplomatları gafil avladı.</p>
<p>7. (Gizli, yabancıların görmesi yasak) Suç ortağı olsun olmasın (biz olduğuna inanıyoruz), Gül birtakım çabalarıyla adını kirletti. Dışişleri Bakanlığına yeniden ağırlık kazandırıp kazandırmamak konusunda karar vermeli.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı yetkililer özellikle Kıbrıs gibi titiz konularda hem devlet hem de orduyla bir köprü oluşturulmasında önemli rol üstlenebilir. Veya Başbakan’ın çemberiyle çalışmaya devam edebilirler.</p>
<p>ooo</p>
<p>TARİH: 04 Aralık 2009</p>
<p>BELGE NO: 09ISTANBUL440</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: ABD İstanbul Konsolosluğu</p>
<p>SINIFLANDIRMA: Confidential</p>
<p>KONU: Türkiye-İran İlişkileri: Motivasyonlar, Sınırlamalar, Sonuçlar</p>
<p>Özet: Türkiye’den ve İran’dan düşünce kuruluşları, iş dünyası temsilcileri ve siyasi aktivist kaynaklarla yaptığımız görüşmelerde şu konularda geniş bir uzlaşmaya varıldı:</p>
<p>1) Türkiye bölgesel istikrar ve atışmadan kaçınmak, Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında vazgeçilemez bir köprü olabilmek, enerji ve ticaret alanlarında uzun vadeli ilişkileri güçlendirebilmek amacıyla ve Türkiye’nin yaklaşımının Tahran’ın tavrının ılımlı bir hale getirebilmesi adına İran’la daha yakın ilişkiler yürütüyor.</p>
<p>2) İran bu yaklaşıma Türkiye’yi diplomatik yalnızlığına karşı bir sığınak, yaptırımlara karşı bir tampon ve halkı için bir güvenlik vanası olarak gördüğünden karşılık veriyor. Ancak,</p>
<p>3) Türkiye’nin İran’ın karar alma mekanizmaları üzerindeki etkisi sınırlı, Türkiye İran’ı hiçbir zaman Tahran için stratejik kaygı anlamına gelen bir konuda duruşunu değiştirmeye ikna edemedi.</p>
<p>Öte yandan bağlantılarımız, İran’ın karar mercilerinin en azından taktiksel olarak çok taraflı baskıya yanıt verdiğini, Türkiye’nin İran’a karşı BM Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nda alınacak ağır yaptırım kararları konusunda kilit bir rol oynayabileceğini ve oynaması gerektiğini ifade etti. Özetin sonu</p>
<p>Türkiye-İran ilişkileri konusunda bağlantıların görüşleri</p>
<p>Ahmedinejad’ın 8-9 Kasım’da yapacağı İstanbul ziyareti öncesinde, birkaç hafta boyunca İstanbul’daki Büyükelçilik’in İran Gözlemcisi, Türkiyeli ve İranlı bağlantılarımızın görüşlerini aldı.</p>
<p>Konuştuğumuz kişiler arasında Türkiye’den akademik uzmanlar, İran’la iş yapan Türk işadamları, tutuklanma korkusuyla Türkiye’ye sığınan birçok İranlı ve İran’In dış politikasını takip eden ve Tahran’da yaşayan birçok İranlı bağlantı yer alıyor.</p>
<p>Türkiye’nin motivasyonları</p>
<p>Birçok akademisyen ve düşüne kuruluşu analistine göre Türkiye İran’la birçok ilgili sebep dolayısıyla yakın ilişkiler kuruyor. Bunların birincisi Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” konsepti. İkincisi Türkiye’nin İran politikası “reel politiğin zaferi”ni simgeliyor.</p>
<p>Bölgesel istikrar ve çatışmadan kaçınma: Türkiye’den bağlantılar, hatta Dışişleri Bakanlığı’ndan isimler yakın zamanda Türkiye’nin İran konusundaki en kötü sonucun İran’In nükleer tesislerine yapılacak bir saldırı olduğuna inandığını söyledi. İran’ın nükleer silah kapasitesine sahip olması en kötü ikinci sonuç olarak görülüyor. Bu da Türkiye’nin bölgesel istikrarın karşı karşıya kalacağı tehlikelerle ilgili neden bu kadar kaygılı olduğuna yönelik ipucu veriyor. Türk kamuoyu da İran’a saldırıyı İran’ın nükleer silah sahibi olmasından daha tehlikeli görüyor, Tahran’ın bir Müslüman ülkeye saldıracağına inanmıyor.</p>
<p>Türkiye’nin ılımlı bir bölgesel lider ve Doğu ile Batı arasında vazgeçilemez bir köprü olarak tanınması: Ankara’da yaşayan bir uluslararası ilişkiler profesörüne göre Türkiye, bölgenin aksi takdirde bir güç boşluğuyla karşı karşıya kalacağı fkriyle İran’la olan ilişkilerini güçlendiriyor. Bölgedeki başka hiçbir ülkenin İran’ı dengeleyebilecek askeri ve ekonomik gücü yok. Türkiye bu boşluğu, İran’ın güçlenmesinden korkan diğer devletler adına dolduruyor.</p>
<p>Akademisyene göre Türkiye’nin İran’la ilişkilerini Türkiye’yi Batı için vazgeçilmez bir ortak haline getirecek bölgesel liderlik pozisyonu için de istiyor. Bağlantımız bu durumun Türkiye’yi zaman zaman kendisini ABD hükümetinin duruşundan uzaklaştırmak zorunda bıraktığını ancak bunun ABD’den stratejik bir uzaklaşma olmadığını belirtti.</p>
<p>Enerji ve ticaret alanında uzun vadeli ilişkileri güçlendirmek: Türkiye enerji güvenliği ihtiyaçlarının bütün uygun kaynakların değerlendirilmesini gerektirdiğini saklamıyor. Buna karşılık biz, ABD’nin Türkiye’nin enerji arzının çeşitlendirilmesini desteklediğini belirterek İran’ın güvenilir bir ortak olmayabileceği uyarısını yaptık.</p>
<p>Türkiye İran’la ticaret ilişkilerini genişletmek istiyor: Hem Türk hem de İranlı yetkililer ikili ticaret hacminin artırılması çağrısı yaptı. Dahası Türkiye, İran’la mali ilişkilerini korumak ve geliştirmek için de adımlar atıyor.</p>
<p>İran’ı bölgesel örgütlerle bağlamak: Türkiye’deki bağlantılarımız Davutoğlu, Türk dış politikasını kontrol ettiği sürece, Ankara’nın İran’la iki taraflı ve çok taraflı ilişkiler kurma çabalarını sürdüreceğini, ilişkileri maksimuma çıkarmak için bölgesel uluslararası kurumlarla işbirliği yapacağını söyledi.</p>
<p>İran’ın motivasyonları</p>
<p>Türkiyeli ve İranlı bağlantılarımıza göre İran Türkiye’yle daha yakın ilişkiler kurmaktan memnun çünkü Türkiye’yi diplomatik yalnızlığına karşı bir sığınak, yaptırımlara karşı bir tampon ve nüfusu için bir güvenlik vanası olarak görüyor. Türkiye’nin İran için değeri özellikle şu altı konuda hissediliyor: Ekonomik, diplomatik, siyasi, kültürel, Türkiye’nin ABD için stratejik önemi.</p>
<p>Türkiye’nin İran üzerindeki etkisinin sınırları</p>
<p>Türkiye’nin İran üzerindeki etkisi geniş bir alana yayılıyor ancak derine inmiyor. Bağlantılarımızın hiçbiri Türkiye’nin İran’ın liderlerine rejimin stratejik çıkarlarını etkileyecek bir konuda fikir değiştirtebildiğini göremediklerini söyledi.</p>
<p>İstanbul’da yaşayan ve gayrı resmi biçimde Davutoğlu’na danışmanlık yapan ve kendisine Eylül ve Ekim ayında İran Dışişleri Bakanı Muttaki’yle yaptığı görüşmelerde eşlik eden bir profesör, Davutoğlu’nun girişimlerinin Tahran’ı 1 Ekim’de yapılacak Cenevre görüşmelerine katılmaya ikna ettiğini söyledi. Ancak diğer bütün bağlantılarımız bu iddiayı reddetti.</p>
<p>Davutoğlu’nun Gül ve Erdoğan desteğiyle gerçekleştirdiği haftalar süren şahsi diplomasi girişimleri İran’ın karar mercilerini Türkiye’yle Tahran nükleer reaktörü yakıt takasını işler durumda tutacak bir anlaşmaya ikna edemedi. İş dünyasından bir bağlantımız, “İran Türkiye’nin masadan kalkıp gitmeyeceğini biliyor” dedi.</p>
<p>Türkiye gerçekten İran’ı herkesten daha iyi mi anlıyor?</p>
<p>Türkiye’nin İran’la daha yakın ilişkiler arayışının altında Ankara’nın Türkiye’nin İran’ın durumunu herkesten daha iyi anladığı varsayımı yatıyor. Ancak İranlı bağlantılarımız bu varsayıma şiddetle karşı çıkıyor. Bu kaynaklar Türkiye’nin İran’ın iç dinamikleriyle ilgili tespitlerini öznel bir süzgeçten geçirdiğini dolayısıyla tespitlerin rejimin istikrarıyla ilgili kanıtları şişirdiğini söylüyor.</p>
<p>Türkiye’ye sığınan birbirinden bağımsız iki “Yeşil Hareket” aktivistine göre Türkiye, Ahmedinejad’ın zaferini hemen tebrik ederek ve Yeşil Hareketin siyasi önemini göz ardı ederek büyük bir fırsat kaçırdı. Birçok aktivist bugün Türkiye’nin bölgesel istikrar adına İran’ın rejimin hayatta kalmasına çok fazla bağlı olduğunu düşünüyor.</p>
<p>ABD hükümeti gibi Türkiye de İran rejimi içinde birçok fraksiyon olduğunu kabul ediyor. Abdullah Gül’ün Interpol’ün Kırmızı Bülten’le aradığı Rafsancani yanlısı Muhsin Rezai’yle, Erdoğan dahil Türk yetkililerin ise Meclis Başkanı Ali Laricani ile görüşmesi de buna işaret ediyor. Bu durum Türkiye’nin İran’ın en güçlü liderinin kim olacağı konusunda bahislerini bölmeye karar verdiğini de gösteriyor.</p>
<p>Sonuçlar</p>
<p>Eğer bağlantılarımızın üzerinde uzlaşma sağladıkları bu görüşler doğruysa, bu durum Başbakan Erdoğan’ı İran’a karşı sert bir tavır takınmaya ikna etme çabalarımızın zorlu bir girişim olacağını gösteriyor. Erdoğan P5+1 ülkelerinin duruşuna yakınlaşsa bile Tahran’ın kendisine olumlu yanıt verme ihtimali düşük. Diğer yandan bağlantılarımız İran rejiminin uluslararası baskı altında taktik olarak geri çekildiği örnekleri de hatırlarıyor.</p>
<p>Eğer bu doğruysa Türkiye’yi UAEK ve BM Güvenlik Konseyi’nde destekçi bir rol oynamaya ikna edebiliriz ve etmeliyiz.</p>
<p>ooo</p>
<p>TARİH: 23 Mayıs 2007</p>
<p>BELGE NO: 07ANKARA1258</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği</p>
<p>SINIFLANDIRMA: Secret</p>
<p>KONU: Türk ordusu ve demokrasi</p>
<p>1. Türk ordusunun 27 Nisan’da yayımladığı ve siyasi kriz yaratan muhtıranın ardından, ordunun ülke içi ve yurt dışındaki bağlantılarla konuşmayı reddetmesi yüzünden yapay bir suskunluk hali gözlendi. Bu sessizlik, Genelkurmay İkinci Başkanı Ergin Saygun’un ordunun amaçları ve mevcut düşünce sistemiyle ilgili konuşmaya gönüllü olmasıyla birlikte bozuldu. Türkiye’de demokrasiyi ve anayasal süreci desteklemek için bütün oyuncuların karşılıklı olarak uzlaşması ve pragmatizm gerekliliğine vurgu yapmak için bu görüşmeyi kullandık.</p>
<p>2. ABD’nin Türkiye Maslahatgüzarı Nancy McEldowney ile bir araya gelen Saygun, Türkiye’deki ülke içi siyasi konuları gündeme getirdi ve Türk ordusunun neden 27 Nisan muhtırasını açıklamaya zorlandığını anlamanın önemli olduğunu söyledi. Saygun, ordunun sadece Türkiye’nin laiklik sisteminin korumak için sesini yükselttiğini belirtti. Bu, Türk ordusunun gerçekleştirmekte kararlı ve yükümlüğü olduğu birinci sorumluluğudur. Türk anayasasının orduyu laik devleti koruma konusunda güçlendirdiğinin altını çizen Saygun, ordunun da bunu yaptığını ve yapmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>3. ABD’nin Türkiye Maslahatgüzarıysa, bu sözlere yanıt olarak Türkiye’nin en değerli özelliğinin laik ve demokratik bir ülke olması olduğunu vurguladı ve bu iki özelliğin korunmaya devam edilmesi gerektiğini söyledi. Maslahatgüzar, ülke genelinde artan gerilim ve kutuplaşmaya dikkat çekti ve ordunun hareketlerinde dikkatli olup, ülkenin menfaatlerini dikkate alması gerektiğini söyledi. Karşılıklı tartışmayı ve istikrarsızlığı önleyip, anayasayla paralel çizgide ilerleyen bir siyasi süreç izlemek Türkiye’nin ve siyasi bağlantısının bir önemi olmadan bütün Türklerin en büyük çıkarıdır.</p>
<p>4. Saygun, ordunun karşılıklı tartışma içine girmek istemediğini ve böyle bir şey yapma niyetinde olmadığını söyledi. Saygun, istedikleri takdirde, sokaklara tankları gönderebileceklerini ancak bunu yapmadıklarını belirtti. Saygun aynı zamanda, ordunun siyasi, ekonomik ve sosyal istikrar konusuna uzlaşma konusuna herhangi bir çaba sarf etmeyen Ak Parti’den çok daha fazla önem verdiğini de ifade etti.</p>
<p>5. ABD’nin Türkiye Maslahatgüzarı, devam eden parlamenter seçimin sorunsuz bir şekilde devam etmesinin önemli olduğunu ve doğrudan halk oylamasının sonuçlarını tamamen kabul ettiklerini söyledi. Saygun, bu söylenenlere içtenlikle katıldığını söyledi ve Genel Kurmay’ın Ak Parti’yle ne parlamento ne de hükümette herhangi bir sorun yaşadığını belirtti. Saygun ek olarak, tek sıkıntılarının istikrarı tehdit eden radikal politikalar olduğunu söyledi.</p>
<p>6. YORUM: Burada, Genel Kurmay&#8217;ın devam eden siyasi gerilime yönelik atacağı adımlarla ilgili her kafadan farklı bir ses çıkıyor. En fazla konuşulan şeyse, Ak Parti’nin kapatılıp, bireysel olarak suçlandıkları davaları gündeme getirerek parti liderlerinin güvenilirliğinin sarsılacağı oldu. En dikkatli gözlemciler, ortam halen gergin olduğundan net olarak dile getirilemeyen anlayışı, Genel Kurmay’ın cumhurbaşkanlığı ve İslamcı politikalar konusunda kırmızıçizgilerini belirlediği ve Ak Parti’nin bu sınırları geçmeme konusunda anlaşması olarak gösteriyor. Bütün bu söylentilere rağmen, 22 Temmuz’daki seçimler öncesi manevraların yoğunlaşacağı kesin ve ABD Genel Kurmaylığının demokrasi, uzlaşma ve anayasal sürece sağlayacağı destek ise kritik önem taşımaya devam edecek.</p>
<p>ooo</p>
<p>TARİH: 25 Mart 2005</p>
<p>BELGE NO: 05ANKARA1730</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği</p>
<p>SINIFLANDIRMA: Confidential</p>
<p>KONU: Akıntıyla sürüklenen Türkiye</p>
<p>ÖZET:</p>
<p>1- Türkiye, iç ve dış politikada, iktidardaki Ak Parti hükümetinin liderlik ve yapısal problemlerinden kaynaklanan bir sapma yaşıyor. Türkiye&#8217;nin ve Ak Parti&#8217;nin, ABD ile ilişkilerini nasıl idare ettiğini de kapsayan sağlıklı bir kimlik tartışması gecikmiş olsa da başladı. Ancak Ak Parti&#8217;nin politikasındaki karışıklıklar, yükselen milliyetçi söylemin doldurmak için fırsat kolladığı bir boşluk yaratıyor. Yaşanan bu politik sapma süreci uzayabilir ve AB reformları ile karşılıklı işbirliğini daha zor bir duruma sokabilir. Bu sapma, gelecek krizin yeni siyasi alternatifler yaratacağı hesap günü gelene kadar devam edebilir. ÖZETİN SONU.</p>
<p>2- Ak Parti hükümeti zorlu AB uyum sürecinden geçerken, açıkça iç politika ve ekonomik reformlar tarafında akıntı ve rüzgarla sürüklenen bir gemi görüntüsü çiziyor. 2003 ve 2004 döneminde yapılan yasa değişiklikleri oldukça yetersiz. Ak Parti hükümetinin ordu, Cumhurbaşkanı ve büyük oranda laik devlet bürokrasisiyle işbirliği az seviyede. Ak Parti içindeki yolsuzlukların kontrol altına alınmasında başarı sağlanamıyor. IMF tarafından yeni bir stand-by programı için ön şart olarak istenen bankacılık, vergi idaresi ve sosyal güvenlik yasalarını çıkarmada yavaş kaldı. AB ile olan ilişkileri göz ardı ediyor. Erdoğan AB ile üyelik müzakereleri yürütecek baş müzakereci atamayı geciktirdi; hem Erdoğan hem de Gül, AB&#8217;li yetkilileri ve politikacıları rahatsız eden açıklamalarda bulundu. Erdoğan, hala uzun zamandır beklenen kabine değişikliğini gerçekleştirmedi.</p>
<p>3 &#8211; Ak Parti yetkilileri, hükümetin politikalarındaki bariz sapmayı reddederken, bu durumun [sapma] Erdoğan&#8217;ın seçmen tabanını azaltmaya başladığına yönelik bir işaret görmüyoruz. Ak Parti&#8217;nin eski seyrini kazanma çabaları İslami/Yeni Osmanlıcı refleksleri nedeniyle tehlikeli bir durumu yansıtıyor. Bu hükümetin ikili ilişkilerimize yeniden odaklanarak, bu ilişkileri daha stratejik bir düzeye taşıyabileceğinden kuşkuluyuz.</p>
<p>4- Başbakan Erdoğan yalnızlaştırılmış durumda. Kabinesi ve parlamentodaki grubuyla temasını yitirmiş durumda. Erdoğan&#8217;a yakın milletvekilleri ve bakanlar bize, başbakanla artık kolay iletişim kuramadıklarını ve Erdoğan&#8217;ın gazabına maruz kalacakları korkusuyla elleri bağlı şekilde secde ettiklerini belirtiyor. Şimdiye kadar Ak Parti politikalarının güçlü savunucuları olan iş dünyası, başbakanın artık kendilerini dinlemek istemediğini hissettiklerini belirtiyor. En son olarak duyduğumuz bilgiye göre ise Erdoğan, büyüme sürecinde içinde yer aldı İskender Paşa Dergahı&#8217;ndan en yakınında yer alan dini akıl hocalarıyla da bağlarını kesmiş durumda.</p>
<p>5- Bağlantıda bulunduğumuz birçok kişiden aldığımız bilgilere göre, Erdoğan az okuyor ve büyük oranda da İslami eğilimi ağır basan yayın organlarını takip ediyor. Partiye yakın diğer kaynaklardan alınan bilgilere göre de, Erdoğan Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın analizlerinden yararlanmayı reddediyor, askeri ve Milli İstihbarat Teşkilatı da ellerindeki bilgileri başbakanla paylaşmıyor. Erdoğan&#8217;ın dünyaya hiç bir zaman gerçekçi bir bakış açısı olmadı ancak Necmettin Erbakan&#8217;ın (Hoca) liderliğini yaptığı Saadet Partisi tarafından İslami kanatta saf dışı bırakılacağı korkusu onun için önemli bir dönümü noktası oldu. Erdoğan, buna rağmen karizmasına, iç güdülerine ve internette yayımlanan komplo hikayeleri ve yeni-Osmanlıcı fantazilerin içinde kaybolmuş danışmanlarının sunduğu süzme bilgilere güveniyor. Örneğin, İslamcı dış politika danışmanı ve Gül&#8217;ün yakın destekçisi Ahmed Davutoğlu gibi.</p>
<p>6- AKP içinde daha ideolojik bakış açısına sahip Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, özellikle Erdoğan&#8217;ın dış gezilerinde perde arkasından entrika çevirmeye devam ediyor. Gül, Erdoğan&#8217;ın altını oymaya ve partinin daha büyük bölümünü kendi kontrolüne almaya çalışıyormuş gibi görünüyor. Ak Parti iktidara geldikten dört ay sonra başbakanlığı Erdoğan&#8217;a bırakan Gül, bu görevi yeniden elde etmeye çalışıyor olabilir. İngilizceyi daha iyi konuşan Gül, daha &#8216;ılımlı&#8217; ve &#8216;modern&#8217; bir görüntü çizmeye çalışıyor. Aslına bakılırsa, Gül&#8217;ü yakında tanıyanlar, onun Batı&#8217;ya karşı Erdoğan&#8217;a kıyasla daha ideolojik bir bakış açısına sahip olduğunu belirtiyor. Pragmatik bakış açısını yansıtan Gül, ikili ilişkiler ve Irak&#8217;taki seçimlerden beri Türkiye&#8217;nin Irak politikası konusunda bazı yapıcı değerlendirmelerde bulundu. Ancak, buna rağmen Gül ve ona benzer şekilde düşünen bazı milletvekilleriyle, gazetecilerin Erdoğan&#8217;ın üstüne gelmenin bir yolu olarak ABD karşıtı davranışları kışkırtıyor. Sunni toplumun hislerine tercüman olma arayışı da bu motivasyonun diğer nedenini oluşturuyor.</p>
<p>7- Ak Parti içerisindeki kargaşa, Erdoğan taraftarlarıyla partiyi oluşturan diğer eğilimlerin temsilcileri arasında bir büyük bir rahatsızlık yaratmış durumda. *****, Erdoğan&#8217;ın hem iç hem de dış politikada ve ABD ile ilişkileri yeniden rayına oturtmada nasıl hareket etmesi gerektiğini bilmediğini söylüyor. İslami cenahın önde gelen isimlerinden ****, içlerinde bulunan ve bize bilgi sızdıran iki kontak kişiye Erdoğan&#8217;ın, partide artık oldukça yoğun hale gelen yolsuzluklar nedeniyle istifa etmenin eşiğinde olduğunu söylemiş&#8230;</p>
<p>Yükselen Milliyetçilik</p>
<p>10- Ak Parti&#8217;nin güç kaybetmesinin daha rahatsız edici bir sonucu bulunuyor; o da yükselen milliyetçilik. Türkiye&#8217;de bu dönemde en çok satılan kitaplardan biri Türklük duygusunu kabartan &#8216;Metal Fırtına&#8217; adlı roman oldu. Bu kitapta, ABD&#8217;nin Türkiye&#8217;yi işgal ettiği ve daha sonra Türklerin, Ruslarla birlik olarak karşı saldırısı anlatıyor. Diğer en çok satan kitap ise &#8216;Mein Kampf&#8217;. [Hitler'in siyasi görüşünü ve Nasyonal Sosyalist fikirleri açıklamış olduğu kitap.]</p>
<p>YORUM</p>
<p>13 &#8211; AB ile müzakerelere başlamak için tarih almak gibi büyük hedeflerinden birine ulaşan Erdoğan liderliğindeki Ak Parti, fikirlerini ve enerjisini kaybetmiş durumda. Şimdilik, AB ve IMF&#8217;nin talep ettiği reformlar yeniden güç kazanan milliyetçilerin sert muhalefetiyle karşı karşıya kalacak ve hükümet zor konulardaki kararları ertelemeye çalışacaktır ve değişime ayak direnen hakim duruş olacaktır. Karşılıklı işbirliği daha zor olacak, makul olmayan ABD &#8216;talepleri&#8217;nin Türk &#8216;egemenliğini&#8217; çiğnediği belirtilerek daha hassas noktaya taşınacaktır.</p>
<p>14- Politikadaki bu sapma dönemi uzun sürebilir. Ak Parti&#8217;nin parlamentodaki çoğunluğu giderek azalıyor ancak bu yavaş biçimde oluyor. Ak Parti içindeki mutsuz havaya rağmen, mevcut durumda bu partiye siyasi bir alternatif bulunmuyor. Ayrıca, bölünmeyi zorlayacak kişi ya da kişiler için de riskler bulunuyor. Erdoğan&#8217;ın elinde hala, erken seçime gitme kartı bulunuyor. İşin tehlikeli tarafı ise, zor kararlar ve politik sistemin yeniden düzenlenmesi, hem Ak Parti&#8217;yi yeniden canlandırma hem de yeni siyasi rakipler getirecek yeni gerçek bir kriz çıkana kadar ertelenecek…</p>
<p>ooo</p>
<p>TARİH: 25 Şubat 2010</p>
<p>BELGE NO: 10ANKARA302</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği</p>
<p>SINIFLANDIRMA: Confidential</p>
<p>KONU: Müsteşar Burns’un 18 Şubat’ta Müsteşar Sinirlioğlu’yla yaptığı görüşme</p>
<p>ABD&#8217;nin dün akşam açıkladığı belgeler arasında yer alan 25 Şubat 2010 tarihli bir tutanakta 18 Şubat tarihinde William Burns&#8217;le Feridun Sinirlioğlu arasında yine Ankara&#8217;da yapılan bir görüşmenin içeriğiyle ilgili detaylara değiniliyor.</p>
<p>Toplantıda İran&#8217;dan Ermenistan protokollerine, PKK&#8217;dan Kıbrıs görüşmelerine ve füze savunma sistemine kadar birçok konuda değerlendirmeler var.</p>
<p>İran: Sinirlioğlu Ankara&#8217;nın resmi tavrını yinelerken askeri operasyonun Türkiye&#8217;ye zarar vereceğini, yaptırımların ise İran halkının kenetlenmesine yol açarak muhalefete zarar vereceğini söyledi. Sinirlioğlu bölge ülkelerinin İran&#8217;ı bir tehdit olarak gördüğünü belirterek, &#8220;Şam&#8217;da bile alarm zilleri çalıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Ermenistan: Sinirlioğlu protokollerin onay süreciyle Minsk süreci arasında eşzamanlılık istedi. Kongre&#8217;nin &#8220;soykırım&#8221; tasarısını kabulünün onay sürecindeki hesapları çıkmaza sokacağını söyleyen Sinirlioğlu, &#8220;Aliyev&#8217;in kabul edeceği bir şey olursa biz de ilerleyebiliriz&#8221; dedi. Sinirlioğlu, gaz anlaşmasıyla ilgili olarak da &#8220;Bize güvenmiyor&#8221; dedi.</p>
<p>Irak: Ankara Başbakan Maliki&#8217;den memnuniyetsizliğini dile getirerek, &#8220;kontrolden çıkma&#8221;ya eğilimli olduğu korkusunu ifade etti. İran&#8217;ın bölgede kontrol sağlama çabalarını eleştiren Sinirlioğlu Suudi Arabistan&#8217;ın da bölgedeki partilere para verdiğini söyledi.</p>
<p>7 Mart seçimlerinden sonra Irak&#8217;ın gaz alanlarının Türkiye&#8217;yle bağlanması için girişim başlatacaklarını anlatan Sinirlioğlu İran&#8217;ın boru hattına muhalif olduğunu savundu. İkinci bir botu hattı fikrini ortaya atan Sinirlioğlu bunun barışa da katkı yapacağını belirtti.</p>
<p>Odierno&#8217;nun ziyaretini öven Sinirlioğlu terörist PKK&#8217;ya karşı Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi&#8217;yle belirledikleri hareket planının daha fazla işbirliği getireceğini umduklarını vurguladı.</p>
<p>İsrail: Burns&#8217;un gerginliğe temas etmesi üzerine Sinirlioğlu sorunun &#8220;iki taraflı değil genel&#8221; olduğunu söyledi ve bölgenin rahatsızlığını barış sürecindeki tıkanmaya bağladı.</p>
<p>Askeri işbirliği, ticaret gibi alanlarda ilişkilerin sürdüğünü turizmde ciddi gerirleme yaşandığını belirtti. Burns Türkiye&#8217;nin aracılığıyla yapılabilecek yakınlaşma görüşmelerinin barış sürecine önemli katkı yapacağını söyledi.</p>
<p>TÜRKİYE SARKOZY&#8217;DEN MEMNUN DEĞİL</p>
<p>Suriye: Sinirlioğlu Türkiye&#8217;nin diplomatik çabalarının Suriye&#8217;yi İran&#8217;ın yörüngesinden çıkarmaya başladığını söyledi. &#8220;Çıkarları ayrılıyor&#8221; dedi. İsrail&#8217;in Türkiye&#8217;yi görüşmelerde arabulucu kabul etmesi durumunda, Sinirlioğlu, İran&#8217;ın daha da yalnızlaşacağını belirtti.</p>
<p>AB, Kıbrıs, Yunanistan: Sinirlioğlu, Sarkozy&#8217;nin Türkiye&#8217;nin üyeliğine muhalefetinin Hıristiyan Avrupa&#8217;yla Müslüman dünyası arasındaki kültürel ayrımı derinleştirdiğini söyledi.</p>
<p>Sinirlioğlu Papandreu&#8217;nun Erdoğan&#8217;a yazdığı mektubun üzerine Türkiye ile Yunanistan arasında yeni görüşmelerin başlayacağını söyledi.</p>
<p>Görüşmede ayrıca Afganistan, Pakistan, Hindistan, Bosna konuları konuşuldu.</p>
<p>İkili Avrupa ilişkileri ve NATO: Türkiye&#8217;nin Sarkozy&#8217;den memnuniyetsizliğini yineleyen Sinirlioğlu Belçika ve Danimarka&#8217;nın PKK&#8217;ya yakın örgütleri baskı altına almaktaki gönülsüzlüğünden şikayet etti. Türkiye&#8217;den bir ismin NATO Genel Sekreter Yardımcısı olması yönünde ABD Başkanı&#8217;nın sözünü hatırlatan Sinirlioğlu, onun yerine çok hak etmeyen bir Alman&#8217;ın seçildiğini söyledi ve &#8220;Rasmussen&#8217;le Merkel arasında bir anlaşmadan şüpheleniyoruz&#8221; dedi. Sinirlioğlu,&#8221; Size güvendik de Rasmussen&#8217;in seçilmesine izin verdik&#8221; dedi.</p>
<p>Füze savunma sistemi: Sinirlioğlu projeyle ilgili Rusya&#8217;nın tepkisini sordu, Burns Rusların çok daha rahat olduğunu ve önce ikili sonra Rusya-NATO arasında görüşmeler yapmayı beklediklerini söyledi. Sinirlioğlu Erdoğan&#8217;ın Gates&#8217;le yaptığı görüşmede dile getirdiği İran tehdidinin öne çıkarılmaması talebini yineledi.</p>
<p>ooo</p>
<p>TARİH: 20 Ocak 2004</p>
<p>BELGE NO: 04ANKARA348</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği</p>
<p>SINIFLANDIRMA: Confidential</p>
<p>KONU: Türkiye Başbakanı Erdoğan Washington&#8217;a gidiyor: zorluklar karşısında ne kadar güçlü?</p>
<p>Raporun amacı ise Erdoğan’ın 28-29 Aralık tarihlerinde gerçekleşen ABD ziyareti öncesi genel bir tablo çizmek.</p>
<p>“Türkiye Başbakanı Erdoğan Washington’a gidiyor: Güçlü engeller karşısında ne kadar güçlü bir lider?” başlıklı raporun girişinde görüşmelerin resmi gündemiyle ilgili beklentilerin yanı sıra kendisi ve partisinin karşı karşıya kalması muhtemel sorunlardan bahsediliyor. “Erdoğan bu sorunların üstesinden gelemezse, bu durum hükümette geçirdiği süreyi, Türkiye’nin demokratik gelişimi ve ABD-Türkiye ilişkilerini etkiler” deniyor.</p>
<p>Raporun içinde çok çarpıcı bir “Kiminle uğraşıyoruz?” başlığı var. “Karizmatik, sokaktaki insanın izini taşıyan ve ülke genelindeki yüzlerce üyenin simaları ve görevleri konusunda inanılmaz bir hafızası olan Erdoğan’ın çok güçlü bir pragmatik yanı var. Bu pragmatizm kendisinin geçmişindeki radikal İslamcı çevresinden uzaklaşmasına neden oldu. Bu konu bize kendisinin eski dini lideri Kemal Hoca tarafından üzüntüyle aktarıldı” denilen raporda aynı şekilde Erdoğan’ın pragmatizmi dolayısıyla ajandasındaki türban gibi İslamcı konuların peşinden gitmekten kaçınmasına neden olduğu belirtiliyor.</p>
<p>&#8220;DOĞAL BİR POLİTİKACI&#8221; ANCAK</p>
<p>Erdoğan’a “doğal bir politikacı” yakıştırması yapılıyor ve yolsuzlukla mücadeleye hevesli, muhafazakar değerleri korumaya kararlı “Anadolu Kürsüsü” imajını ortaya koyduğu belirtiliyor.</p>
<p>Türkiye’deki elitlerin Erdoğan’a karşı attığı her adımın Başbakan’ın şehirlerdeki ve Anadolu’daki popülerliğine katkıda bulunduğu da ifade edilen raporda, Erdoğan’ın karşısında güvenilir bir siyasi rakip ya da parti olmadığı belirtiliyor.</p>
<p>Erdoğan’ın hükümetinin Ak Parti taraftarları dışında ve AB’de de destek bulduğunu bildiği ifade edilen raporda, partiyle ilgili tereddütleri olanların bile elitlerin partinin reformlarına karşı muhalefetinin faydadan çok zarar getirdiğini bildiği ifade edildi.</p>
<p>Başbakan’ın AB ülkelerinin liderleriyle yaptığı olumlu görüşmelere de değinilerek “Kendisini bu noktada Müslüman dünyasının en önemli liderlerinden biri belki de en önemli lideri olarak görüyor” deniyor.</p>
<p>ERDOĞAN&#8217;IN ÖNÜNDEKİ ALTI ENGEL</p>
<p>“Erdoğan’ın önündeki daha derin engeller” başlığı altında ise Erdoğan’ın karakteri, rakip güç odakları, teknokratik derinlik yoksunluğu gibi noktalara değiniliyor.</p>
<p>“Erdoğan’ın karakteri” başlığı altında Başbakan’ın aşırı gururu, Allah’ın kendisine Türkiye’yi yönetme görevi vermiş olduğun inanması, otoriter tavrı dolayısıyla etrafında güçlü ve yetenekli danışmanlar olmaması, iktidarda kalma isteğinin kendisini önemli kararlarda korkak davranmaya yöneltmesi ve kadınlara güvensiz olduğu yorumları yapılıyor.</p>
<p>“Rakip güç odakları”nda dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın adı geçiyor.</p>
<p>“Teknokratik derinlik yoksunluğu” alt başlığında Ak Parti’nin bazı atamalarının işi öğrenmeye uygun olduğu, ancak büyük bir kısmının yetkin olmadığı veya cemaat çıkarlarının peşinde koştuğu söyleniyor.</p>
<p>“Halkla ilişkilerin zayıflığı ve gizli ajandaları olduğu imajı” başlığında Erdoğan’ın kendisine haber verme ya da olabilecekleri önleme konusunda danışman yokluğu yaşadığından bahsediliyor. Ak Parti’nin bu imajının elitler tarafından sömürüldüğü ifade ediliyor.</p>
<p>“Yolsuzluklar” başlığında Erdoğan’ın servetini belediye başkanlığı döneminde rüşvetle elde ettiği iddialarının kanıtlanamadığı ancak Başbakan’ın bazı danışmanlarının son zamanlarda ihaleleri etkilemesiyle ilgili daha fazla şey duydukları belirtiliyor.</p>
<p>Son olarak “İslamcı kompleksler ve önyargılar” başlığında bazı atamaların elitleri, orduyu, cumhurbaşkanlığını ve yargıyı rahatsız ettiği, Erdoğan’ın siyasi anlayışında cemaatçilikten izler olduğu da raporda söyleniyor.</p>
<p>ooo</p>
<p>TARİH: 8 Aralık 2005</p>
<p>BELGE NO: 05ANKARA7215</p>
<p>GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği</p>
<p>SINIFLANDIRMA: Confidential</p>
<p>KONU: Türk parlamentosunda iktidardaki Ak Parti içinde bölünme söz konusu değil</p>
<p>1. Özet: Erdoğan’ın başında olduğu Ak Parti’nin 357 milletvekili arasında bölünmeler olduğuna dair basında yer alan haberler ve muhalefette dolaşan dedikodulara rağmen, parti –şimdilik- bütünlüğünü koruyor. Ak Parti içinde belirgin dindarlar, pragmatik ve milliyetçi akımlar mevcut. Türkiye’nin Kürt nüfusunun yoğunlukta olduğu güneydoğu bölgesinde yakın dönemde yaşanan olaylar, Ak Parti’nin Kürt kökenli üyeleriyle diğer partinin geri kalanı arasındaki tansiyonu yükseltiyor. Gelecek yıl içinde Ak Parti içinde yavaşça kopmalar yaşanabilir ancak büyük bir bölünme Erdoğan iktidarda kaldığı ve gücünü koruduğu sürece yaşanması düşük bir olasılık.</p>
<p>Temenni edilmesine rağmen, Ak Parti henüz parçalanmıyor</p>
<p>2. Son bir yıl içinde Türk basını Ak Parti içinde bölünmeler olacağına dair defalarca imalarda bulundu. Ak Parti içinde ideolojik ve kişisel zeminde fay hatları bulunsa da, Erdoğan iktidarda kaldığı sürece büyük bölünmeler olması beklenmiyor. Hatta, partisinin önde gelen eleştirmenlerinden biri olan Ankara milletvekili Yarbay Ersönmez, bölünme dedikodularının muhalefet tarafından erken seçim sağlamak için öne atıldığını belirtti.</p>
<p>Ak Parti’nin ideolojik akımları</p>
<p>3. Ak Parti, görüş açıları birbirinden çok farklı politikacılardan oluşuyor. Parti içinde üç büyük ideolojik akım var. Bunlar, dindar, milliyetçi ve pragmatik. Bu akımlardan hiçbiri belirgin bir çoğunluk oluşturmuyor ve özellikle dindar üyelerin kişisel sadakati ideolojiye baskın geliyor.</p>
<p>Dindarlar</p>
<p>4. Neredeyse tüm AK Partili milletvekilleri bir dereceye kadar dini itaatkarlık gösteriyor. Örnek olarak birçoğu Ramazan’da oruç tutuyor. Öte yandan, daha büyük ve daha dindar üyelerden oluşan bir grup söz konusu. Bu gruptakiler geçmişte kapatılan Fazilet Partisi, Ulusal İslami Görüş gençlik grubu eski üyesi ve yasaklanan Müslüman Kardeşler grubu üyeleri. Ak Parti’nin en üst düzey lider kadrosu bu gruba giriyor: Başbakan Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Bülent Arınç, yardımcısı ve Saadet Partisi başkanı Necmettin Erbakan’ın eski sağ kolu İsmail Alptekin.</p>
<p>5. Çok sayıda İslamcı Avrupa Birliği’ne (AB) karşı gelse de, Ak Parti üyeleri partilerinin çizgisini takip ederek AB üyeliğini destekliyor. Tipik Türk İslamcısı olarak, Türk ordusunu sevmiyor, orduyla zorunlu askerlik görevi dışında hiçbir bağ bulundurmuyorlar. ABD’ye karşı görüşleri büyük farklılık gösterirken, “arkadaşçı” ve “şüpheli” arasında değişiyor. AK Partili üyelerden birçoğu Müslüman dünyasıyla yakın ilişkileri desteklese de, Erdoğan’ın liderliği altında, karşı oldukları özelleştirme ve yabancı yatırımı kamuoyunda cesaretle savunuyorlar.</p>
<p>6. Dindar milletvekillerinin, Erdoğan’ın başörtüsü ve dini okullarda başörtüsü giyilmesi konusundaki kısıtlamaları hafifletememesinden dolayı son derece mutsuz oldukları söyleniyor. Buna rağmen, 2002’den beri hiçbir milletvekili istifa ederek Saadet Partisi’ne geçmedi.</p>
<p>Milliyetçiler</p>
<p>7. Milliyetçi olmayan bir Türk bulmak zor. Öyle ki, eski bir milletvekilinin verdiği bilgiye göre, Ak Parti’de çoğunluğu aşırı milliyetçi MHP veya merkez sağ DYP üyeliği yapmış 50’ye yakın vekil, Türk standartlarıyla kıyaslandığında aşırı milliyetçi. Bu grup, Adalet Bakanı ve hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve meclis başkanvekili Sadık Yakut’tan oluşuyor.</p>
<p>8. Milliyetçi AK Partililer, AB ve Kıbrıs için söz konusu olan imtiyazlarda en sert duruşu sergiledi. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, hükümetin Ankara Anlaşması’nın genişletilmesi protokolünün parlamentoya getirilmesinin milliyetçi partililerin tepkisi yüzünden ertelendiğini defalarca belirtti. Milliyetçi AK Partililer, Türkiye’de etnik Kürtlerin güdülerinden oldukça şüpheli. Aynı zamanda, Erdoğan’ın Ağustos ayında Diyarbakır’da Türkiye’nin bir Kürt sorunu olduğunu açıklamasını eleştiriyorlar. ABD’ye olan yaklaşımları ise dindar meslektaşlarınınkine benziyor</p>
<p>Pragmatistler</p>
<p>9. Yurt dışında eğitim görmüş ve diğer meslektaşlarına kıyasla daha fazla seyahat etmiş olan AK Partili pragmatistlerin çoğu İngilizce konuşuyor. Bazıları eski ANAP milletvekili olan pragmatistlerin çoğu Ankara ve İstanbul gibi büyük kozmopolit şehirlerden geliyor. Yabancı yetkililerle yapılan temaslarda yer alan Ak Parti’deki beş başkan yardımcılığı koltuğunun üçü, pragmatistlere ait. Bu kişiler Bülent Gedikli, Reha Denemeç ve Şaban Dişli. Her biri yurt dışında eğitim görmüş bu kişiler İstanbul ve Ankara’yı temsil ediyor. Aynı özellikler, Erdoğan’ın çevirmeni ve dış politika danışmanı Egemen Bağış için de geçerli.</p>
<p>10. Pragmatik AK Partililer dış politikada en çok öne çıkan isimler olsalar da, parti içinde milliyetçi ve dindar kesimin ardında kalıyorlar. 2005 yılının başlarında, istifa eden milletvekillerinin çoğunun ANAP’a geçmesi ılımlı AK Partilileri öfkelendirdi. Ak Parti’den ayrılarak ANAP’ın başına gelen Erkan Mumcu, “AK Parti’de kendisini sadece bir misafir olarak hissettiğini” söyledi.</p>
<p>11. Erdoğan pragmatistleri kaybetmenin altından kalkamaz. Ak Parti’ye ABD ve Avrupa’da iyi bir diplomasi sergileyen büyük bir çadır görüntüsü kazandırmalarının yanı sıra, pragmatistler İstanbul ve Ankaralı elitlerle bağlantılara sahip. Ak Parti’nin ABD’ye en arkadaşça kesimini oluşturdukları gibi AB üyeliği için gereken liberal politik ve açık piyasa ekonomisi reformlarını savunuyorlar.</p>
<p>Kişisel sadakati olanlar</p>
<p>12. AK Partililer kişilik ve politik alanda bölünüyor olmalarına rağmen, kişiliklerinde yatan fay hatları ideolojik fay hatlarını kesip geçiyor. Erdoğan’ın Ak Parti’yi bir araya tutmaya yarayan tutkalı, İstanbul belediye başkanıyken ekibinde yer alan ve ardından onu izleyen milletvekilleri. Bunlar arasında Ekonomi Bakanı Kemal Unakıtan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, milletvekili İrfan Gündüz ve Erdoğan’ın konuşmalarının metnini yazan Hüseyin Besli var. Bu isimlerin her biri dindar iken, Çubukçu’nun partideki dindar kesimi sürekli desteklediği biliniyor.</p>
<p>13. Erdoğan, ‘İstanbul’ Bakanları için yapılan istifa çağrılarına rağmen üç bakanını sürekli savundu. Diğer Ak Parti vekilleri “Tayyip Bey’e” sadakatlerini belirtiyor ve ona yakın kalmak istiyor. Bir kaynak, Erdoğan’ın stratejisinin, emrinde olan kişileri sürekli rekabet içinde tutarak onları ilgisini çekmeye zorladığı, böylece onları kendisine ciddi bir tehdit oluşturamayacak kadar meşgul ettiğini belirtti.</p>
<p>14. Gül, Erdoğan’a en büyük rakip olarak duruyor. Aralarındaki fark ideolojiden değil, Gül’ün daha fazla güç istemesinden kaynaklanıyor. Fazilet Partisi’nin parlamentodaki grubunu temsil eden Gül, Kayseri milletvekili Salih Kapusuz, Ak Parti eski halkla ilişkiler başkan yardımcısı Murat Mercan (bu yılın başlarında yetersiz kaldığı için Erdoğan tarafından kovuldu) ve bir diğer Kayseri milletvekili Taner Yıldız bulunuyor.</p>
<p>15. Meclis Başkanı Bülent Arınç, partideki en üst düzey üçüncü lider figürü ve Erdoğan’ın gelecekteki olası rakiplerinden biri. Ancak Gül’ün nüfuzu altında olan Arınç, bağlantılarımıza göre belirgin bir sadık AK Partili’nin desteğinden yoksun.</p>
<p>Ak Parti’nin Kürt milletvekilleri</p>
<p>16. Çoğunluğu güneydoğudan olmak üzere, Ak Parti’nin yaklaşık 60 milletvekili Kürt kökenli. Partinin en belirgin Kürt kökenli milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat. Ak Parti milletvekilleri dindar eğilim göstererek, Kürt milliyetçiliği üzerindeki ortak bağları öne çıkarıyor. Eski bir Kürt kökenli ve dindar milletvekili, Ak Parti’nin Kürt vekillerinin Kürtleri ilgilendiren konularda son derece pasif kaldığını düşündüğünü belirtti.</p>
<p>17. Yakın dönemde yaşanan, Şemdinli’de Jandarma’nın karıştığı bombalama olayları ve Erdoğan’ın Diyarbakır’da yaptığı konuşma, Kürt kökenli vekillerle parlamentonun geri kalanı arasındaki tansiyonu yükseltti. Ankaralı bir Ak Parti vekili, kısa bir süre önce yaşanan gerilimin, Ak Parti’nin dindar kesimini etkilediğini ve parti içindeki diğer gruplara göre gücünü azalttığını belirtti.</p>
<p>18. Yorum: Ak Parti’nin parlamentoda sahip olduğu güç, şu ana kadar Erdoğan’ın farklı görüşe sahip milletvekillerinden oluşan çeşitli grupları bir arada tutabilmesi ve güçlü bir muhalefet oluşamamasından kaynaklanıyor. Ortaya çıkan soru, Erdoğan’ın Ak Parti’yi klasik Türk geleneği içinde demokrasi dışı, kişilik-temelli bir hale getirmeden bütünlük içinde tutup tutamayacağı. Ak Parti’ye muhalefet nihayetinde kendi içinde doğacak. Ancak şu an için Erdoğan kontrole sahip gibi görülüyor ve mutsuz milletvekilleri için politik bir alternatif bulunmuyor.<br />
Kaynak:vatan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/wikileaksta-yer-alan-tum-turkiye-belgeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boğaziçi Üniversitesinde Tayyip protestosu</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/bogazici-universitesinde-tayyip-protestosu.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/bogazici-universitesinde-tayyip-protestosu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2010 20:18:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti ]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti karşıtı]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[biber gazı]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi protesto]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi eylem]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi tayyip protestosu]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[oturma eylemi]]></category>
		<category><![CDATA[pankartlar]]></category>
		<category><![CDATA[Polis ]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[slogan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/?p=110192</guid>
		<description><![CDATA[Üniversite öğrencisi bir grup, Başbakan&#8217;ın gelişi sırasında pankartlar açarak sloganlar attı. Polisin biber gazıyla müdahale ettiği öğrenciler, birbirine kenetlenerek dağıtma girişimini engelledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde açılışlara katılıyor. Üniversite öğrencilerinden oluşan bir grup, Başbakan Erdoğan ve AK Parti aleyhine gösteri yapıyor. Üniversitenin Güney Yerleşkesi meydanında toplanan grup, Erdoğan&#8217;ı üniversitede istemediklerine ilişkin ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite öğrencisi bir grup, Başbakan&#8217;ın gelişi sırasında pankartlar açarak sloganlar attı. Polisin biber gazıyla müdahale ettiği öğrenciler, birbirine kenetlenerek dağıtma girişimini engelledi.<br />
<strong>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde açılışlara katılıyor.</strong></p>
<p><a href="http://www.haberler.bbs.tr/wp-content/uploads/2010/11/boğaziçiprotesto.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-110193" title="boğaziçiprotesto" src="http://www.haberler.bbs.tr/wp-content/uploads/2010/11/boğaziçiprotesto-300x183.jpg" alt="" width="300" height="183" /></a>Üniversite öğrencilerinden oluşan bir grup, <strong>Başbakan Erdoğan ve AK Parti aleyhine gösteri</strong> yapıyor.</p>
<p>Üniversitenin Güney Yerleşkesi meydanında toplanan grup, Erdoğan&#8217;ı üniversitede istemediklerine ilişkin ve <strong>AK Parti karşıtı çeşitli pankartlar</strong> açarak<strong> slogan</strong>lar attı.</p>
<p><strong>Polisl</strong>er tarafından çember içine alınan grup, bir süre oturma eylemi yaptı. <strong>Polisin biber gazı sıkarak </strong>dağıtmak istediği grup, birbirine kenetlenerek dağıtma girişimini engelledi.</p>
<p>Başbakan Erdoğan&#8217;ın da giriş yaptığı Boğaziçi Üniversitesi&#8217;ndeki öğrenci gösterisi devam ediyor.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/bogazici-universitesinde-tayyip-protestosu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Sözleşmeli er&#8217; modeli</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/sozlesmeli-er-modeli.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/sozlesmeli-er-modeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2010 20:07:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[askerliğe devam etme]]></category>
		<category><![CDATA[Askerlik ]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Bedelli askerlik ]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Tuğgeneral]]></category>
		<category><![CDATA[mevcut askerlik şekli]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Savunma Bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[millisavunma bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Eslen]]></category>
		<category><![CDATA[onbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[paralı askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Plan Bütçe Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel askerliğe geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel ordu]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmeli er]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmeli er modeli]]></category>
		<category><![CDATA[uzman çavuş]]></category>
		<category><![CDATA[uzun dönem askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Vecdi Gönül]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/?p=110186</guid>
		<description><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Gönül, sözleşmeli er modeli üzerinde çalıştıklarını açıkladı. İşte modele ilişkin ilk detaylar&#8230; Tek tip, bedelli askerlik derken Milli Savunma Bakanlığı&#8216;ndan yapılan çalışmaya ilişkin sürpriz bir açıklama geldi. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, sözleşmeli er modeli üzerinde çalıştıklarını söyledi. Plan Bütçe Komisyonu&#8216;nda konuşan Gönül, modele ilişkin çalışmayı kısa sürede Bakanlar Kurulu&#8216;na sunacaklarını ifade [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Milli Savunma Bakanı Gönül, sözleşmeli er modeli </strong><strong>üzerinde çalıştıklarını açıkladı. İşte modele ilişkin ilk detaylar&#8230;</strong></p>
<p>Tek tip, bedelli askerlik derken <strong>Milli Savunma Bakanlığı</strong>&#8216;ndan yapılan çalışmaya ilişkin sürpriz bir açıklama geldi.</p>
<p><strong>Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül</strong>, sözleşmeli er modeli üzerinde çalıştıklarını söyledi.</p>
<p><strong>Plan Bütçe Komisyonu</strong>&#8216;nda konuşan Gönül, modele ilişkin çalışmayı kısa sürede <strong>Bakanlar Kurulu</strong>&#8216;na sunacaklarını ifade etti.</p>
<p>Sözleşme er sistemi, mevcut <strong>zorunlu askerlik </strong>modelini değiştirmiyor. 8 ay, 12 ay, 15 ay olan zorunlu <strong>askerlik modeli</strong> sürecek.</p>
<p>MAAŞLI ASKERLİK<br />
Yeni modelde örneğin 15 aylık <strong>uzun dönem askerliğini</strong> yapan biri, süre bitiminden sonra askerliğine bir süre daha devam edebilecek. Bu süre için sözleşme yapacak ve kendisine ödeme yapılacak. Sürenin ne kadar olacağı henüz netleşmiş değil.</p>
<p>YARI PROFESYONELLİĞE GEÇİŞİN İLK ADIMI<br />
Modelin şu anki <strong>uzman çavuş ve onbaşı </strong>sistemine benzer bir uygulama olması bekleniyor. Bu sistemin yarı <strong>profesyonel askerliğe</strong> geçişin ilk adımı olabileceği belirtiliyor. Sistemin oturması durumunda zorunlu asker ihtiyacı azalacağı için <strong>profesyonel askerliğe geçiş </strong>de sağlanabilecek.</p>
<p>ORTA YOL BULUNDU<br />
Bir süredir <strong>bedelli askerlik mi olacak, tek tip askerlikle</strong> süre kısalacak mı tartışması vardı. Sözleşmeli er modeliyle orta yol bulunmuş gibi görünüyor.</p>
<p><strong>Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen</strong> yeni modele ilişkin &#8220;Bunlara uzman er de diyebiliriz. Bunun iki amacı olabilir. Genelkurmay&#8217;ın şikayet ettiği asker açığını kapatmaya çalışmış olabilirler. Bir de <strong>profesyonel ordu</strong>ya geçişi hızlandırmak için gündeme gelmiş olabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Kaynak:ntvmsnbc</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/sozlesmeli-er-modeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ROJ TV&#8217;DEN İDDİALARA YANIT:</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/roj-tvden-iddialara-yanit.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/roj-tvden-iddialara-yanit.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Nov 2010 17:17:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[ANF Haber Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[bombalı saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Roj TV]]></category>
		<category><![CDATA[Roj TV yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim bombalama eylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk devleti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/?p=110103</guid>
		<description><![CDATA[Roj TV, Taksim&#8217;deki bombalama eylemi ile ilgili haberlere yanıt verdi. Polis-istihbarat kaynaklı yalan ve yanlış haberlerin bazı gazetelere özellikle servis edildiği iddia edildi&#8230; ANF Haber Ajansı&#8216;nın haberine göre, Roj TV yönetimi, Türk basınında televizyonlarının Taksim’deki bombalı saldırıyla ilgili bağlantısının bulunduğu iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Roj TV’ye karşı Almanya, Belçika ve Danimarka’da sahte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Roj TV</strong>, <strong>Taksim&#8217;deki bombalama eylemi</strong> ile ilgili haberlere yanıt verdi. <strong>Polis-istihbarat kaynaklı</strong> yalan ve yanlış haberlerin bazı gazetelere özellikle servis edildiği iddia edildi&#8230;</p>
<p><strong>ANF Haber Ajansı</strong>&#8216;nın haberine göre, <strong>Roj TV yönetimi</strong>, Türk basınında televizyonlarının Taksim’deki <strong>bombalı saldırı</strong>yla ilgili bağlantısının bulunduğu iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamada, Roj TV’ye karşı Almanya, Belçika ve Danimarka’da sahte belgeler ile açtırılmak istenen davalardan sonuç alamayan <strong>Türk devleti</strong>nin bu kez Türk medyasını kullanarak televizyonlarını kapatmak istediği belirtildi.</p>
<p>ÇAMUR AT İZİ KALSIN</p>
<p>Açıklamada, “Açılan bir dizi araştırma, inceleme ve mahkemelerden sonuç alamayan Türk devleti, bu kez çok daha büyük bir karalama kampanyasını başlatarak, Taksim’deki patlamayı televizyonumuza mal etmeye çalışmaktadır. ‘Çamur at izi kalsın, karala, mutlaka kafalarda soru işareti yaratır’ anlayışı ile hareket eden Tük devletini, televizyonumuza karşı saygı göstermeye ve karalama propagandasından vazgeçmeye çağırıyoruz” denildi.</p>
<p>İstanbul Taksim’de 31 Ekim günü meydana gelen, eylemci olduğu iddia edilen bir kişinin hayatını kaybettiği, onlarca polisin yaralandığı patlamanın hatırlatıldığı açıklamada, “Yayınlarımızı izleyenler bu olaya karşı ve genel olarak savaşa karşı tutumumuzu bilmektedir. Ancak Devlet, Danimarka’da devam eden davamızı etkilemek için durumdan vazife çıkarmaya çalışmaktadır” ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada devamla şunlar belirtildi: “Büyük bir telaş ve suçluluk psikolojisi ile ne yapacağını bilmeyen yandaş medya yeni bir suçlu arama çabasına girmiştir. Devletten ve siyasi iktidardan nemalanan bu yandaş medya bu kez televizyonumuzu hedef göstererek, sözde Roj Tv’den yayınlanan bir klipten emir alınmış ve bu emirden hareketle patlama gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür. Akşam, Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri aldığı nemalanmanın karşılığının bir gereği olarak televizyonumuzu karalarken, Doğan Holding de siyasi iktidara yararlanmak ve ekonomik ablukadan kurtulmak için Roj TV’yi hedef göstermiştir.</p>
<p>‘Bu kadar da olmaz’ dedirtecek bir karalama ve saldırıyla karşı karşıya kalan televizyonumuzun son derece temiz olduğunu belirtmeye bile gerek yoktur. Kargaları bile güldürtecek bu iddianın ne kadar yalan ve iftira olduğunu açığa çıkartmak için gerekli hukuksal girişimlerde bulunacağımız belirtiyor ve Türk medyasının televizyonumuzdan özür dilemesini çağırısında bulunuyoruz. Avrupa Birliği üyesi devletleri ve kamuoyunu da Türk devletinin istihbarat ve polis kaynaklı yalan haberlerine itibar etmemesi ve buna karşı duyarlı olmasını talep ediyoruz.</p>
<p>Türk medyasında Milliyet, Akşam, Posta, Star, Anayurt gibi gazeteleri, Kanal D televizyonu ve bazı internet siteleri televizyonumuz ROJ TV hakkındaki polis-istihbarat kaynaklı yalan ve yanlış haberler nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Basın Konseyi ve Uluslararası Basın Kuruluşlarına şikayet ediyoruz. Televizyonumuza yönelik bu karalama ve saldırılara karşı Türkiye&#8217;de ve Avrupa&#8217;da yargıya taşıracağımızı da belirtmek istiyoruz. Türk istihbaratı ve polisinin yönlendirmesi ile Türk medyası tarafından televizyonumuza yapılan bu saldırı ve karalamalar ROJ TV&#8217;nin haber verme halkımızın da haber alma hakkını engelleyemeyecektir. Biz gerçeklerden taviz vermeden gazetecilik ilkeleri ile yayınlarımıza devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”</p>
<p>Kaynak:medyatava</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/roj-tvden-iddialara-yanit.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YENİ RADİKAL&#8217;DE İLK AYRILIK</title>
		<link>http://www.haberler.bbs.tr/yeni-radikalde-ilk-ayrilik.html</link>
		<comments>http://www.haberler.bbs.tr/yeni-radikalde-ilk-ayrilik.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Nov 2010 17:06:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyda Karan]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Haberler Müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[Radikal Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni radikal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberler.bbs.tr/?p=110097</guid>
		<description><![CDATA[Kurulduğundan beri Radikal Gazetesi&#8217;nde çalışan bir isim gazeteyle yollarını ayırıyor. Çok uzun yıllardan beri Radikal Gazetesi Dış Haberler Müdürü olarak görev yapan Ceyda Karan gazetedeki görevinden ayrılmaya karar verdi. Gazetenin üst yönetimi ayrılık kararı ile ilgili şok yaşarken, Ceyda Karan yakın çalışma arkadaşlarıyla birlikte yarın akşam veda partisi düzenleyecek. Karan partide aynı zamanda DJ&#8217;lik de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kurulduğundan beri Radikal Gazetesi&#8217;nde çalışan bir isim gazeteyle yollarını ayırıyor.</p>
<p>Çok uzun yıllardan beri <strong>Radikal Gazetesi Dış Haberler Müdürü</strong> olarak görev yapan Ceyda Karan gazetedeki görevinden ayrılmaya karar verdi.</p>
<p>Gazetenin üst yönetimi ayrılık kararı ile ilgili şok yaşarken, <strong>Ceyda Karan</strong> yakın çalışma arkadaşlarıyla birlikte yarın akşam veda partisi düzenleyecek. Karan partide aynı zamanda DJ&#8217;lik de yapacak.</p>
<p><strong>Ceyda Karan</strong>&#8216;ın çok önemli bir yere geçmesi bekleniyor.</p>
<p>Kaynak:medyatava</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberler.bbs.tr/yeni-radikalde-ilk-ayrilik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

